Matrix ERP Yazılımları ve İş Çözümleri

İnşaat sektörü için 2017 büyüme yılı olarak gerçekleşti

İnşaat sektörü için 2017 büyüme yılı olarak gerçekleşti. İlk iki çeyrekte yüzde 5.6 ve 5.5 büyüyen sektör üçüncü çeyrekte ertelenen talebin harekete geçmesiyle yüzde 18.7 büyüme seviyesine ulaştı. Son çeyreğin de yüksek gelmesi bekleniyor.

Sektör, 2018’e temkinli yaklaşıyor. Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörlerinden inşaat sektörünün fotoğrafını KPMG Türkiye İnşaat Sektörel Bakış 2018 raporu ile çekti.

İnşaat sektörü için 2017 büyüme yılı

KPMG Türkiye İnşaat Sektör Lideri İsmail Önder Ünal, konut satışları 2017’nin ilk on bir ayında yıllık bazda yüzde 6,5 oranında arttığına dikkat çekip, tapu harcı ve KDV indiriminin bu talepte rol oynadığına dikkat çekti. Ünal, “Sektör 2017’de büyüme ivmesini sürdürdü. Geçtiğimiz yıl inşaat sektöründe rekor rakamlara ulaşıldı. Bu tabloda hükümet teşvikleri önemli rol oynadı. Sektörü etkileyen arz-talep dengesizliği 2018 yılında da devam ederse yakalanan büyüme ivmesi kaybedilebilir” dedi. Ünal’ın sektör raporunda dikkat çektiği rakamlar şöyle:

İnşaat sektörü büyümeye devam ediyor. 2016’nın tüm çeyreklerinde ekonomik büyümenin üzerinde bir büyüme sağlayan sektör bu çizgisini 2017’de de sürdürdü. 2017’nin ilk çeyreğinde 5,6, ikinci çeyreğinde 5,5 büyüyen sektör, üçüncü çeyrekte yüzde 18,7 ile son üç yılın en yüksek büyüme oranını yakaladı. Bu rakamla sanayi büyümesinin önüne geçen inşaat sektörünün yatırımları da yüzde 12 oranında artış gösterdi.

– Sektör, istihdama katkıda bulunmaya devam ediyor. 2017 yılının Ağustos ayında Türkiye’de istihdam edilen 28 milyon 828 bin kişinin 2 milyon 279 bini inşaat sektöründe çalıştı.

– 2016 yılını düşüş eğiliminde kapatan TÜİK’in inşaat sektörü güven endeksi, 2017’nin ilk çeyreğinde yükselişe geçti.  2017 büyüme yılı İkinci çeyrekte durağan bir görüntü çizen, üçüncü çeyrekte ise düşüş yaşayan endekse göre 2017, 2016’ya göre daha güvenli bir yıl oldu.

– 2017 yılının ilk üç çeyreğinde daire bazlı yapı ruhsatı sayısı 1,1 milyonu geçti. Ruhsat sonrasında tamamlanarak 568 bin 162 dairenin yapı izni alındı. Yapı ruhsatı sayısının, yapı izni sayısının neredeyse iki katı olması, konut stoklarının arttığını gösteriyor.

Konut satışları yüzde 6,5 arttı

– 2016’da satışlarda yakalanan artış, 2017’nin ikinci ayından itibaren devam etti. Özellikle Temmuz- Eylül ayları arasında ciddi bir yükseliş yaşandı. Kasım 2017 sonuna kadar konut satışları geçtiğimiz yıla oranla yüzde 6,5 arttı ve 1 milyon 276 bin olarak gerçekleşti.

– Konut satışlarında yüzde 16,9 ile İstanbul en yüksek paya sahip il oldu. İstanbul’u yüzde 10,8 ile Ankara, yüzde 5,9 ile İzmir takip etti. En düşük iller ise Hakkari, Ardahan ve Bayburt oldu.

– 2017’nin ilk on bir ayında Türkiye’de gerçekleştirilen 1 milyon 276 bin konut satışının yaklaşık 439 bini (yüzde 34,4) ipotekli olarak gerçekleşti. İpotekli konut satışlarında 2016 yılının aynı dönemine göre yüzde 10’a yakın bir artış oldu. Ancak aylık rakamlar incelendiğinde, ipotekli satış hızında bir yavaşlama görünüyor.

– Yabancılara konut satışı çizgisini korudu. 2016 yılında yabancılara 18 bin 189 adet konut satışı gerçekleştirilmişti. 2017’nin ilk on bir ayında yabancılara 20 bin 70 adet konut satışı yapıldı. Ekim ayında gerçekleştirilen 2 bin 677 satış ile 2013 yılından bugüne yabancılara yapılan en yüksek aylık satış gerçekleşti. Kasım satış adedi ise 2 bin 152 oldu.

– 2017 yılında en yüksek satış Irak vatandaşlarına yapıldı. Irak vatandaşlarını Suudi Arabistan, Kuveyt ve Rusya vatandaşları izledi.

2017 yılında AVM yatırımları azaldı

2017 yılında AVM yatırımlarının azaldığı gözlendi. 2017 yılının Eylül ayı itibariyle toplam 415 AVM var. Şu anda proje aşamasında 65 AVM bulunuyor ve bunların 30 tanesi İstanbul’da konumlanıyor. AVM yatırımlarında yapılan hatalar, fonksiyonunu yitiren AVM sayısını artırıyor. AVM’lerdeki toplam kiralanabilir alan stoku, 2016’ya göre yaklaşık yüzde 5 arttı. Fonksiyonunu yitiren AVM’lerin yüzde 67’sini kiralanabilir alan büyüklüğü 20 bin m2 ve üzerinde olan büyük ölçekli AVM’ler oluşturuyor.

Dev projeler ise inşaat sektörünü hareketlendiriyor. Kanal İstanbul Projesi, 15 milyar dolarlık planlanan yatırımı ile bu projelerin başında geliyor. 2023 yılında tamamlanması beklenen projede kanalın iki yakasına 100 bin adet konut inşa edilmesi planlanıyor. Bunun yanında ‘Demir İpek Yolu’ olarak adlandırılan Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Projesi tamamlanırken, deniz üzerine yapılacak olan Rize-Artvin Havalimanı, Büyük İstanbul Tüneli Projesi ve 1915 Çanakkale Köprüsü için de çalışmalar başladı.

10 Mart 2018 / tarafından / in
Geçen yıl Türkiye’ye gelmeyen yabancı turistleri İspanya kaptı

TÜROB Başkanı Bayındır, “Geçen yıl Türkiye’ye gelmeyen yabancı turistleri, Türkiye’nin Akdeniz’deki en büyük turizm rakibi İspanya’nın kazanç hanesine yazıldı.” ifadelerini kullandı.  Turizmciler hem İspanya’dan gelen turist sayısını artırmak hem de Türkiye yerine bu ülkeyi tercih eden harcama düzeyi yüksek yabancı turistleri geri getirebilmek için kolları sıvadı. Türkiye Otelciler Birliği’nden (TÜROB) yapılan açıklamaya göre, Türkiye için turizmde hem kaynak pazar hem de Akdeniz’de en büyük rakiplerden biri olma özelliğini taşıyan İspanya, Türkiye’ye gelmeyen harcama düzeyi yüksek turistlerin en önemli adresi oldu.

Türkiye’ye gelmeyen yabancı turistleri İspanya kaptı

Turizmciler bir yandan İspanya’ya kaptırdığı turistleri geri almaya çalışırken bir yandan da Türkiye’ye gelen İspanyol turist sayısının yeniden artıya geçmesi için yoğun çaba gösteriyor. TÜROB, İspanya turizm pazarıyla ilgili bir araştırma yaparak, beklenti ve öngörüleri ortaya koydu. Açıklamada görüşlerine yer verilen TÜROB Başkanı Timur Bayındır, geçen yıl Türkiye’ye gelmeyen yabancı turistlerin, Türkiye’nin Akdeniz’deki en büyük turizm rakibi İspanya’nın kazanç hanesine yazıldığını belirtti.

İspanya’nın 2017 yılında tüm zamanların rekorunu kırarak turist sayısını bir önceki yıla oranla yüzde 8,6 artırdığı ve 81,8 milyon turist sayısına ulaştığına dikkati çeken Bayındır, “Bir diğer rekor ise turizm gelirinde kaydedildi. İspanya, 2017 yılında kişibaşı bin 62 euro harcama ve toplamda 87 milyar euro turizm geliri elde etti. İspanya’da 2016’da kişi başı harcama bin 23 euro, turizm geliri ise 77 milyar euro olmuştu.” ifadelerini kullandı.

İspanya’dan Türkiye’ye gelen turist sayısındaki gerileme durdu

Bayındır, İspanyanın Türkiye için rakip olmasının yanında potansiyeli yüksek kaynak bir pazar olduğunu belirterek, 2018 yılında Türkiye’ye gelecek İspanyol turist sayısında bir toparlanma kaydedileceği, düşüş trendinin sona ereceğinin öngörüldüğünü aktardı.

Bayındır, şunları kaydetti:

“2009 yılına kadar Türkiye’nin en istikrarlı büyüme gösteren pazarları arasında yer alan İspanya pazarındaki gerileme durdu ancak durağan seyri devam ediyor. 2009 itibarıyla ülkemize yılda 500 binin üzerinde İspanyol turist gelmesi hedefleniyordu. Ancak İspanya’da baş gösteren ekonomik krize bağlı olarak 2009 yılında 376 bin İspanyol turist gelmişti. Ülkemizde meydana gelen olumsuz gelişmeler doğrultusunda 2014 itibarıyla turist sayısında gerileme başladı. 2017 yılında ise durağan seyre geçti. 2017 yılında İspanya’dan Türkiye’ye 106 bin turist geldi. Bu rakam bir önceki yıl ile hemen hemen aynı. Henüz 2009’dan oldukça düşük ama en azından gerilemenin durması olumlu bir gelişme.”

İspanya’daki 5 yıldızlı otel sayısı Antalya’nın yarısı kadar

82 milyon turiste ev sahipliği yapan İspanya’da toplam 5 yıldızlı otel sayısının Antalya’nın yarısı kadar olduğunu vurgulayan Bayındır, “İspanya konaklama kapasitesi 14 bin 659 otel ve 1 milyon 472 bin yatak. Otel yatırımları, bölgesel planlamalar çerçevesinde yapılıyor. Turist sayısındaki istikrarlı artışa karşın, otel sayısında son dört yılda kayda değer ölçüde bir değişim yaşanmadı. Yatak kapasitesi çoğunlukla 3 ve 4 yıldızlı otellerden oluşuyor. İspanya’da 289 beş yıldızlı otel faaliyet gösterirken, 2 bin 224 adet 4 yıldızlı, 2 bin 473 adet 3 yıldızlı otel bulunuyor. Oteller genellikle oda&kahvaltı bazda hizmet verirken, ‘her şey dahil’ sistemi ise yok denilecek oranda. Resort bölgesi otellerde ‘yarım pansiyon’ konaklama uygulamalarına rastlamak mümkün olmakla birlikte özellikle Madrid gibi şehir merkezlerinde oteller sadece oda (room only) satış yöntemleri uygulanıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Timur Bayındır, bu durumun, İspanya’da gastronomi turizminin gelişmiş olmasının, bireysel seyahatlerin sayısındaki artışın ve turist başına harcamanın Türkiye’ye göre çok yüksek olmasının ana sebebi olduğunu aktararak, sadece Antalya’da bulunan 405 adet 5 yıldızlı otelde 352 bin yatak olduğu göz önüne alındığında bu durumun daha iyi anlaşılacağını kaydetti.

Kaynak: AA

10 Mart 2018 / tarafından / in
Antalya’dan 2 milyon tonluk mermer ihracatı gerçekleştirildi

Port Akdeniz Antalya Limanı Genel Müdürü Özgür Sert, geçen yıl Antalya Limanı’ndan 2 milyonun tonun üzerinde mermer ihracatı yapıldığını bildirdi. Antalya Limanı’nın, Türkiye’nin 8’inci büyük limanı olduğunu belirten Sert, kentin geçen yıl ihracatında ciddi bir artış meydana geldiğini, bölgeye yeni fabrika yatırımları yapıldığını ve bu fabrikaların ihracata başladığını anlatarak, bunların da limana ciddi bir katkı sağladığını dile getirdi.

Sert, limandan konteyner cinsinden yükleme boşaltmanın bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 16,3 arttığını kaydederek, 200 bin 117 TEU elleçleme yapıldığını kaydetti. Artışın önemli bölümünün blok mermer ihracatından kaynaklandığını belirten Sert, “2017’de 200 bin 117 yükleme boşaltma yapıldı. Liman tarihinde ikinci defa 200 bin TEU’nun üzerine çıkıldı.

Afrika’dan Avustralya’ya, Uzakdoğu’dan Amerika’ya kadar dünyanın her yerine ulaşıldı.” dedi.

Paketli çimento ihracatının ise bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 45 artarak 700 bin tona ulaştığını ifade eden Sert, “Ticaretten kaynaklanan sıkıntılar nedeniyle durma noktasına gelen dökme çimento ihracatı da tekrar canlandı. 2017’de çok iyi bir büyüme elde ettik, 2018’de de bu büyümeyi devam ettirmeyi, çift haneli büyüme rakamlarını yakalamayı umut ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

2 milyon tonu üzerinde mermer ihracatı

Port Akdeniz’den en fazla mermer ihracatı yapıldığını belirten Sert, “Geçen yıl 2 milyon tonun üzerinde mermer ihracatı yapıldı. Mermer, Çin’le ticarette dengesizliği kapatan temel unsurlardan biri. Port Akdeniz Türkiye’nin toplam mermer ihracatının üçte birinin gerçekleştiği bir nokta. Biz mermerde ihtisas olmuş bir limanız desek doğru olur.” diye konuştu.

Antalya’nın yanı sıra Burdur ve Isparta‘nın mermerinin Port Akdeniz’den taşındığını ifade eden Sert, şunları söyledi:

“Antalya, Türkiye’nin en büyük ihracat lokasyonlarından biri. Antalya Limanı Çin’e yapılan ihracatın temel çıkış noktası. Çin’in toplam mermer ithalatının yüzde 50’si Türkiye’den yapılıyor. Bunun yaklaşık 2 milyon tonu Port Akdeniz’den gerçekleştirildi. Önümüzdeki yıllarda mermer ihracatının daha da artacağını düşünüyoruz. Batı Akdeniz Bölgesi’nin mermeri oldukça değerli. Taşın homojen yapısı, açık ve sade renklere sahip olması ve uygun maliyetlerle erişilebilir olması ilgi görüyor.”

Geçen yıl işletme olarak hizmet şemsiyelerini genişlettiklerini de anlatan Sert, limanda bedelsiz depolama hizmeti sunmaya başladıklarını, bunun da firmaların ihracat maliyetlerini aşağıya çekmede ciddi bir katkısı olduğunu kaydetti.

Bu yıl ihracatçıya kolaylık için lojistik merkezler yaratma konusunda bir projeleri bulunduğunu belirten Sert, “İhracatçıya daha kolay taşıma ve depolama avantajı sağlayabilecek üretim noktalarında toplama merkezleri oluşturmak istiyoruz. Amacımız kara nakliyesini daha derli toplu ve efektif bir hale getirmek. Projeyi 2-3 ay içinde olgunlaştırmayı planlıyoruz.” dedi.

10 Mart 2018 / tarafından / in
Marka tescilinin önemi ve koruma hakları nelerdir?

Sınai Mülkiyet Anlamında Marka; Bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla kişi adları dahil, sözcükler, şekiller, harfler gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen her türlü işaret markadır.

Anlamda Marka; Bir ürünün ismi, ticari logosu, ambalajı iç güdüsel bir şekilde marka olduğunu düşündüğünüz tüm unsurları barındırmasına rağmen, gerçekte henüz marka mevcut değildir. İsimler, logolar ve ambalajlar markanın maddesel damgalarıdır. Henüz geçmişi olmayan ürünler içi boş ve anlamdan yoksundur.

Maddesel damgalar müşteri memnuniyeti, reklam, tanıtım ve zaman ile markaya dönüştürür.

Marka Çeşitleri;

Ticaret Markaları:

Bir işletmenin imalatını ve/veya ticaretini yaptığı malları, başka işletmelerin mallarından ayırt etmeye yarayan işaretlerdir.

Hizmet Markaları: Hizmet sektöründe faaliyet gösteren kurum ve kuruluşların kendilerini tanıtmak amacıyla kullandıkları isim ve/veya işaretlerdir.

Ortak Markalar: Üretim veya ticaret veya hizmet işletmelerinden oluşan bir grup tarafından kullanılmak üzere, grubu oluşturan işletmelerin mal veya hizmetlerini diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan işaretlerdir.

Garanti Markaları: Marka sahibinin veya marka sahibine bağlı olan bir işletmenin mal veya hizmetlerinde kullanılmak koşuluyla, marka sahibinin kontrolü altında birçok işletme tarafından o işletmelerin ortak özelliklerini, üretim usullerini, coğrafi menşelerini ve kalitesini garanti etmeye yarayan işaretlerdir.

Alt Markalar: Çok yönlü hizmet veren ve çeşitli ürün üreten veya pazarlayan tacirler, ürünlerinde ve hizmetlerinde belirli bir kalite yakaladıklarında müşterilerinde bir tür marka bağlılığını oluşturmak isterler. Tüm alt ürünlerine ana markalarına benzer markalar kullanırlar.

Marka Tescilinin Önemi

Marka olmak ve marka oluşturmanın zorluklarını her şirket yaşamaktadır.

Ticari alanda kurulduğu günden beri aynı isim / markayla faaliyet göstermek çok önemlidir. Güven ve devamlılık sonucu oluşturulan markalar ancak TPE’DE marka tescili yapılmak suretiyle hukuki ve maddi koruma altına alınabilmektedir. Ülkemizde 1995 yılının 12. ayında Türk Patent Enstitüsü (TPE) kuruldu.

Bu tarihten itibaren şirketler, şahıslar isimlerini ancak TPE’ye tescil ederek hukuki korumalardan yararlanabilmektedirler.

İsminizin / Markanızın Ticaret Odası, Meslek Odası, Vergi dairesine kayıtlı olması tarafınıza kazanılmış bir hak sağlamaz. Firmanız çok köklü ve güçlü olsa da rakipleriniz veya tamamıyla tesadüf eseri bir başka firma isminizi / markanızı / ürünlerinizi TPE’ye tescil ettirirse hukuki, cezai ve maddi yaptırımlarla karşı karşıya kalabilirsiniz. Kendi Markanızı Kullanırken Hukuk Karşısında Marka Hırsızı Durumuna Düşmemek İçin Markanızı Mutlaka TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ Nezdinde Tescil Ettiriniz

Marka Tescil Süreci

Gerekli belge ve harçların sağlanmasından itibaren bir (3) gün içerisinde marka tescil müracaatınız yapılır.

– Kırk beş gün içerisinde marka müracaatı gösteren ve markaya tescil belgesi alıncaya kadar hukuki koruma sağlayan ön yazı TPE’ce hazırlanmaktadır.

– Marka Tescil müracaatı TPE uzmanlarınca tescil kriterlerine uygunluk bakımından incelenir. İnceleme süresi incelemeyi yapan memur, marka tescili istenen sınıflar, benzer marka sayıları gibi faktörler nedeniyle değişkenlik gösterir yaklaşık 3–6 ay sürer.

– TPE uzmanları Marka Tescil Müracaatını kabul ederse Marka TPE MARKA BÜLTENİNDE ilan edilir. İlan üçüncü kişilerin itirazları için 3 Ay askıda kalır.

– Yayınlanan markaya üçüncü kişiler itiraz etmezlerse TESCİL HARCI yatırılır. Yaklaşık 8–16 ay arasında TESCİL BELGESİ gelir.

YAPILACAK OLAN BAŞVURU HAKKINDA
NİHAİ KARARI TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ (TPE) VERECEKTİR.

Marka Takip Marka Tescil başvurularında TPE benzer markalar arasında bir inceleme ve değerlendirme yapar.
Tescilli markanızın aynısı veya benzeri bu incelemede ret edilebilir.
TPE’NİN inceleme ve denetimine rağmen benzer ve taklit marka tescillerine sıklıkla rastlanılmaktadır.
Bu durumun ana nedenleri TPE memurunun benzerlik konusundaki yorum ve değerlendirmesi, TPE’DE ki yoğun iş temposu nedeniyle dikkat dağınıklığı ve taklitçilerin tescil almak için akıl ve mantık sınırlarını zorlayan çabaları sayılabilir.
TPE uzman incelemesinden geçen markalar 3 ay Resmi Marka Bülteninde ilan edilmektedir.
Bu ilan süresi içersinde haksız rekabet ve iltibas yaratacak başvurulara itiraz hakkı bulunmaktadır.
Tescil ettirdiğiniz markanızın taklit edilmesini önlemek için, TPE tarafından her ay ilan edilen markaları takip etmeniz ve markanızla birebir ya da benzer olan müracaatların tescili için itiraz yapmanız gerekir. Bu durum markanıza tam ve kalıcı bir koruma sağlamanız açısından oldukça önemlidir.

Marka Hukuku

Marka Sahibinin Marka Üzerinde ki Hakları ;

— Marka tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil sahibine kullanım hakkı tanır.
— Markalar, şirketten bağımsız olarak satılabilir, devredilebilir.
— Marka teminat olarak gösterilebilir.
— Marka, tescilli mal veya hizmetlerin bir kısmı için lisans sözleşmesine konu olabilir.

Marka Sahibinin Yararlanabileceği Kanuni Hakları ;

Tescilli marka veya müracaat sahibi taklit malları toplatabilir. Hukuk ve ceza mahkemelerine başvuruda bulunabilir ve uğramış olduğu zararın tazmini için maddi ve manevi tazminat davaları açabilir.Yasal Durum ;Öncelikle Türk Ticaret Kanunu içerisinde Haksız Rekabet yasaklanmıştır. Haksız rekabetin yasaklanması ve tazminat ödenmesi bu kanunla düzenlenmiştir. Ayrıca, haksız rekabet yapan kişiye hapis cezası yaptırımı da uygulanmaktadır.1995 yılında yürürlüğe giren 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile marka haklarına tecavüz eden kişilere karşı etkili yaptırımlar söz konusudur.

Bu yaptırımlar hapis ve para cezası yanında tazminatı da kapsamaktadır. 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası, iş yeri kapatma, ürünlere ve makinelere el koyma, yüksek miktarda para cezası ve hak sahibi lehine üçüncü kişinin verdiği maddi ve manevi zararların tazmin edilmesini düzenlemektedir.1995 yılında yürürlüğe giren 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların, 551 sayılı Patent Haklarının, 555 sayılı Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkındaki Kanun hükmünde ki kararnameler ile yukarıda belirttiğimiz yaptırımlar aynı şekilde ilgili kararnamelere tecavüz eden kişiler hakkında da geçerlidir.

Yasal Kurumlar

— Cumhuriyet Savcılıkları ve Ceza Mahkemeleri :

Türkiye’de yukarıda belirttiğimiz yasal düzenlemelerle, marka, patent, endüstriyel tasarım ve coğrafi işaretlere tecavüz eden kişiler hakkında, Türk Patent Enstitüsüne tescil edilmiş hak sahibinin veya vekilinin şikâyetine bağlı olarak cumhuriyet savcılığı ivedilikle olaya el koymaktadır.

Cumhuriyet Savcısının görevlendirdiği polis kuvvetiyle birlikte, marka, patent, endüstriyel tasarım ve coğrafi işaret haklarına tecavüz eden kişi veya firmanın taklit veya kaçak ürünlerine, üretim araç gereçlerine el konulmaktadır.Bilirkişi incelemesinden sonra ürünlerin taklit oldukları anlaşıldığı zaman bu kişiler hakkında ceza mahkemelerinde ceza davası açılmaktadır.

Ceza davası sonucunda 2 ile 4 yıl arasında hapis cezası verilmektedir. İşyerleri kapatılmaktadır. Ayrıca yüksek miktarda para cezası verilmektedir.

— Ticaret Mahkemeleri :

Türkiye’de haksız rekabette bulunan kişiler ve kurumlar hakkında Ticaret Mahkemelerinde haksız rekabetin tespiti, haksız rekabetin yasaklanması ve tescilli hak sahibine tazminat ödenmesi için davalar açılmaktadır.

Marka Tecavüzünde bulunanların işyerleri kapatılmakta ve ticari faaliyetleri durdurulmaktadır.
Türkiye de bu davalara bakmakla görevli uzman Ticaret Mahkemeleri (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri) kurulmuştur.

—Türk Patent Enstitüsü :

Türkiye’de markaların, patentlerin, endüstriyel tasarımların ve coğrafi işaretlerin tescili Türk Patent Enstitüsüne yapılmaktadır.
Türk Patent Kurumuna tescilli bulunan bir marka, patent, endüstriyel tasarım ya da coğrafi işaret Türk Kanunları ve mahkemeleri tarafından korunmaktadır.

Verilecek vekâletle yukarıda belirtilen marka, patent, endüstriyel tasarım ve coğrafi işaretlerin tescil işlemlerini Türk Patent Enstitüsünde yaptırılır. Bu işlemlerle ilgili yetkili personel bulunur.

Türkiye de korsan üreticiler ve tüccarlar hakkında Cumhuriyet Savcılıklarına başvurabilmesi veya dava açabilmesi için firmanın sahip olduğu ticari markaları, endüstriyel tasarımları, patentleri ve coğrafi işaretleri Türk Patent Enstitüsüne tescil ettirmeleri ön koşuldur.

Türk Patent Enstitüsüne tescilleri olmayan marka, patent, endüstriyel tasarım ve coğrafi işaretler etkili yasal düzenlemelerden yararlanamazlar.

Türk Patent Enstitüsü

Nihai Kararlarına Karşı Açılacak Dava: TPE Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun itiraz üzerine vermiş olduğu kararlara karşı yargı yoluna başvurulabilir. Bu dava uygulamada İPTAL DAVASI olarak anılmaktadır. Markalar kararnamesinin 53.Maddesine göre iptal davasının, kararın bildirim tarihinden itibaren en geç iki ay içinde, yetkili mahkemede açılması gerekir.

53.maddede bahsi geçen ‘’Yetkili Mahkeme ‘ teriminden Ankara Mahkemeleri anlaşılmalıdır. Mahkeme talep halinde Enstitü Kararının yürütmesinin durdurulmasına karar verebilir. Böyle bir karar verilmemişse, Enstitüsü kararı infaz edilebilir.

Marka Hakkına Tecavüzden Doğan

Dava Ve Talepler:

-Delillerin Tespiti ( Marka KHK m. 75) “Marka hakkına tecavüzü ileri sürmeye yetkili olan kişi, bu haklara tecavüz sayılabilecek olayların mahkemece tespitini isteyebilir’’.

-Marka Hakkına Tecavüzün Önlenmesi Ve Durdurulması Davası (Marka KHK m.62/1-a) ’Marka hakkı tecavüze uğrayan Marka sahibi mahkemeden tecavüzün durdurulmasını veya tecavüz tehlikesinin önlenmesini isteyebilir. Durdurma talebi, sürmekte olan tecavüz fiilleri için, önleme talebi ise tecavüz tehlikesi bakımından söz konusu olur. Davaların açılması için failin kusurlu olması aranmaz.

-Tecavüzün Tespiti Davası (TTK m 58/1-a) :Haksız rekabet hükümleri gereğince tespit davası açılabilir. Bu dava tecavüzün sona erdiği fakat etkilerinin devam ettiği hallerde açılır.

– Tecavüzün Giderilmesi Davası (Marka KHK m 62/1-b) :Tecavüz sürmekte iken giderim davası açılmaz. Bu dava ile tecavüzün ortaya çıkmış sonuçları bertaraf edilmeye çalışılır. Failin kusuru aranmaz.

– Tazminat Davaları : Üç türü vardır. Maddi tazminat davası, manevi tazminat davası ve itibar tazminatı davası.

-Marka Hakkına Tecavüz Dolayısı İle Üretilmesi Veya Kullanılması Cezayı Gerektiren Eşya İle Bu Eşyaları Üretmeye Yarayan Araç, Cihaz Makine Gibi Vasıtalara El Konulması Davası (Marka KHK m 62/1-c) :Bu davanın açılabilmesi için, el konulması istenen eşyanın Marka KHK m 61/A1-c anlamında üretilmesi ya da kullanılması marka hakkına tecavüz suçu oluşturan eşya yada bu eşyayı üretmeye yarayan araçlar olmalıdır. Aksi halde el konma talep edilemez.

-Marka KHK m.62/1-c bendi uyarınca El konulan ürünler üzerinde Kendisine mülkiyet hakkının tanınması Davası (Marka KHK m 62/1-d) :Bu durumda söz konusu ürünlerin değeri tazminat miktarından düşülür.

-Marka Hakkına Tecavüzün Mevcut Olmadığı Hakkında Dava (Menfi Tespit Davası) (Marka KHK M 74) :Bu dava ile amaç davacının markayı kullanmakla herhangi bir hukuka aykırı durumun yaratılmayacağının tecavüzün mevcut olmayacağının tespit edilmesidir.

Marka Hakkına Tecavüz Davalarında

Zaman aşımı Ve Yetkili Mahkeme:

– Zaman aşımı (Marka KHK M 70) : Marka Hakkına tecavüzden doğan özel hukuka ilişkin taleplerde zaman aşımım süresi için borçlar kanununun, zaman aşımına ilişkin hükümleri uygulanır.Böylece BK m 60 ve Bk m. 125’e atıf yapılmıştır.

-Hukuk Davalarında Yetkili Mahkeme (Marka KHK M 70) : Marka sahibi tarafından, üçüncü şahıslar aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkeme;

*davacının ikametgahının olduğu veya
*suçun işlendiği veya
*tecavüz fiilinin etkilerinin görüldüğü yerdeki mahkemedir.

Davacı Türkiye’de ikamet etmiyorsa, Yetkili Mahkeme;

Sicilde kayıtlı vekilin iş yerinin bulunduğu yerdeki ve eğer vekillik kaydı silinmişse Enstitünün merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemedir.

Üçüncü kişiler tarafından marka başvurusu yapan kimse veya marka sahibi aleyhine açılacak davalarda yetkili mahkeme, davalının ikametgahının bulunduğu yerdeki mahkemedir. Hükümsüzlük Davas ıHükümsüzlük davaları, sınai hakkın tescili için yasal engel bulunmasına karşın, bir şekilde tescil edilmesi durumunda tescili hükümsüz kılmak için açılan davadır. Hükümsüzlük davaları, kural olarak koruma süresinin devamınca veya hakkın sona ermesini izleyen beş yıl içinde dava edilir. Hükümsüzlük davaları dava açıldığı anda sicilde hak sahibi olarak kayıtlı olan kişiye karşı açılır.

-Talep Yetkisi: Zarar gören kişiler,cumhuriyet savcıları,ilgili resmi makamlar.

-Hükümsüzlük Kararı Verme Yetkisi: Hükümsüzlük kararı ilgili mahkeme tarafından verilir.Bu mahkeme THK’nın 71. Maddesi gereği ihtisas mahkemeleridir.

-Hükümsüzlük Halleri: Mevzuatta hükümsüzlük davaları şu maddelerde düzenlenmiştir.

Markalar için :Markalar kararnamesi madde 42-44
Tasarımlar için :Tasarım kararnamesi madde 43-45
Patentler için :Patent kararnamesi madde 129-132
Faydalı Modeller için: Patent kararnamesi madde 165

-Hükümsüzlük kararlarının Kapsamı:

Hükümsüzlük nedenleri markanın tescil edildiği bir kısım mal ve hizmete ilişkin bulunuyorsa, yalnız o mal ve hizmetle ilgili olarak kısmi hükümsüzlüğe karar verilir.

– Hükümsüzlük Kararının Etkisi:

-Bir sınai hakkın hükümsüzlüğüne ilişkin kesinleşmiş karar, herkese karşı hüküm doğurur.

-Bir sınai hakkın hükümsüzlüğüne karar verilmiş olması halinde sonuçları geçmişe etkilidir.

Gasp Davası Gasp davaları

Patent ve tasarımlar için düzenlenmiş özel bir dava türüdür. Markalarda gasp davası düzenlenmemiştir. Gasp davası, her hangi bir sınai mülkiyet hakkının sahibi olmadığı halde veya tescil için başvuru hakkı sahibi olmadığı halde,bir şekilde TPE nezdinde başvuruda bulunmuş ve/veya adına tescili sağlamış kişi aleyhine gerçek hak sahibi tarafından açılan dava türüdür.Gasp davaları bu yönü ile Hükümsüzlük davasına benzemektedir.Bu iki davanın birbirinden farkı şudur; Gasp davası,tescili hükümsüz kılma etkisinin yanı sıra sınai hakkın gerçek hak sahibine transferi imkanı da vermesidir.

Ceza Davaları

Marka Hakkına Tecavüzden Doğan Ceza Davaları

Marka KHK m61/A (Değişik 22/06/2004-5194/16md) düzenlenmiş olup buna göre cezaya konu eylemler şunlardır.

a) Marka hakkı sahibi olarak belirtilmesi gereken kimlik bildirimini gerçeğe aykırı olarak yapanlar, marka koruması olan bir eşya veya ambalajı üzerine konulmuş marka koruması olduğunu belirten işareti yetkisi olmadan kaldıranlar, kendisini haksız olarak marka başvurusu veya marka hakkı sahibi olarak gösterenler hakkında, bir yıldan iki yıla kadar hapis cezasına veya ağır para cezasına veya her ikisine,

b) Mevcut olmadığını veya üzerinde tasarruf yetkisi bulunmadığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde bu Kanun Hükmünde Kararnamenin devir, intikal, rehin ve haciz ile ilgili maddelerinde yazılı haklardan birini veya bu hakla ilgili lisansı başkasına devreden, veren, rehineden, bu haklarla ilgili herhangi bir tasarrufta bulunanlar ile korunan bir marka hakkının sahibi olmadığı veya koruma süresinin bittiği veya marka hakkının hükümsüzlüğü veya marka korunmasından doğan hakkının sona ermesi durumlarında; kendisinin veya başkasının imal ettiği veya satışa çıkardığı eşyaya veya ambalajlarına veya ticari evrakına veya ilanlarına, hukuken korunan bir marka hakkı ile ilgili olduğu kanısını uyandıracak şekilde işaretler koyan veya bu amaçla ilan ve reklamlarda, bu tarzda yazı, işaret veya ifadeleri kullananlar hakkında, iki yıldan üç yıla kadar hapis cezasına veya ağır para cezasına veya her ikisine,

c) 61 inci maddede yazılı fiillerden birini işleyenler hakkında, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına veya ağır para cezasına veya her ikisine, ayrıca işyerlerinin bir yıldan az olmamak üzere kapatılmasına ve aynı süre ticaretten men edilmelerine, karar verilir.Haksız Rekabet;Haksız rekabet TTK m 56 ile 65. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bu maddeler ile rekabet hakkı korunmak istenmiştir. Bu hak herkese karşı ileri sürülebilen mutlak bir haktır. Hak sahibi tarafından tescil edilmemiş sınai mülkiyet hakları haksız rekabet kuralları çerçevesinden korunmaktadır.

Haksız Rekabet:

Aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suiistimalidir.

Haksız Rekabetin Unsurları:

-Aldatıcı bir hareket ve İyi Niyet Kurallarına Aykırılık
-Ekonomik Rekabetin Kötüye Kullanılması
-Ekonomik Çıkarlara Zarar Vermesi veya Buna Elverişli Olması

Haksız Rekabetin Karakteristik Şekilleri:

Ekonomik Rekabeti kötüye kullanan aldatıcı ve iyi niyet kurallarına aykırı eylemleri tek tek saymak mümkün değildir. TTK 57. maddesinde iyi niyet kurallarına aykırı hareketlerin bazılarını özellikle belirtmiştir. Bunlar; Kötüleme, Hakikate Aykırı Beyan, Övünme-Reklam, Yanlış Unvanlar Kullanımı, İltibaslar, Personeli Aracı Kılmak

-İğfal, Rakibin Sırlarından Haksız Yere Faydalanmak, Gerçeğe Aykırı Hüsnühal Şahadetnamesi Vermek, İş Şartlarının İhlali Haksız Rekabette Hukuksal

Sorumluluk; Dava Hakkı ve Husumet

Haksız rekabet yüzünden müşterisi, kredisi,meslek itibarı,ticari işletmesi veya diğer iktisadi menfaatleri bakımından zara gören veya böyle bir tehlikeye maruz kalan kimse için dava hakkı doğar.

Davacılar; Mağdur rakibe ,müşteriler,mesleki ve iktisadi birlikler

Davalılar;Haksız Rekabeti gerçekleştiren fail,istihdam eden ve basın

Haksız Rekabette Dava Çeşitleri;

-Tecavüzün Tespiti Davası:

Haksız rekabette tespit davası,eylemin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığının tespiti sağlar. Haksız rekabetin sonucunda meydana gelen zararın tespiti,tespit davasının konusunu oluşturmaz.

-Tecavüzün Men’i (Önlenmesi) Davası:

Haksız rekabetten dolayı zarar gören veya böyle bir tehlikeye maruz kalan kimse tarafından eylemin yapılmaması veya önlenmesi için tecavüzün önlenmesi davası açılır. Davanın açılması için, karşı tarafın kurslu olması gerekmez. Tecavüzün fiilen devamı, davanın açılması için yeterlidir.

-Tecavüzün Ref’i (Kaldırılması) Davası:

Haksız rekabete maruz kalan kimseye haksız rekabet neticesi meydana gelen maddi durumun ortadan kaldırılmasını,haksız rekabet yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini dava etme hakkını tanımaktadır. Ref davasında,haksız rekabetten önceki durumun iadesi amaçlanmaktadır.

-Maddi Tazminat Davası :

Davalının kusurlu bulunması halinde haksız rekabet sonucunda meydana gelen maddi zararın tazmini istenebilir.

-Manevi Tazminat Davası :

Haksız rekabet sonucunda kişisel varlıkları tecavüze uğrayan kişi manevi tazminat davası açabilir.

-Menfaatin Karşılığının İadesi Davası:

Davacı, haksız rekabet neticesinde davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığının kendisine verilmesini isteyebilir.

-Hükmün İlanı :

Davayı kazanan taraf , masrafı haksız çıkan taraftan alınmak üzere mahkemeden kararın kesinleşmesinden sonra ilan edilmesini isteyebilir.

Haksız Rekabette Zaman aşımı :

Haksız rekabet davaları, Dava açmaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl içinde ve her halde dava hakkının doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zaman aşımına uğrar.

Cezai Sorumluluk :

TTK 57. Maddesinin 7 ve 10 bendi hariç diğer bendlerdeki fiilleri gerçekleştirenler ile TTK 64 maddesinin 1. fıkrasının 2,3,4 bendlerindeki eylemleri gerçekleştirenler bir aydan bir yıla kadar hapis ve ayrıca para cezası ile cezalandırılır. Ceza davası şikayete bağlı olup,hukuk davası açmaya hakkı olanların şikayet hakları vardır.

8 Mart 2018 / tarafından / in
Satışta yapılmaması gereken önemli etkenler nelerdir?

Satışta Yapılmaması Gereken 6 Hata : Satış konusunda hepimiz her gün kitap ve dergi okuyor, seminerler ve konferanslara katılıyor. Çoğu zaman yazılan teknikleri ve taktikler bilmemize rağmen, performanslarımızın farklılık göstermesine saşırıyoruz.

Yapılan araştırmalar sonucunda dünyanın “en iyi satıcıları” ve “iyi satıcılar” arasında en önemli fark; iyi satıcılar başarılı, ama yalnızca kendisi gibi kişilere satış yapabiliyor, kendisi gibi giyinen, konuşan, hayat tarzına sahip, aynı kültür veya okuluna gitmiş…

Diğer taraftan, en iyi satıcılar ise herkesle diyaloga girip, güven oluşturup satışa ikna edebiliyor. Satış bir ikna bilimidir ve insan faktörü en önemli unsurudur. İnsanlar ürün almazlar, insanlar güven alırlar. İyi satıcılar güven ortamı oluşturmadan satışa başlamazlar. Satışın itirazdan sonra başlayacağını bilirler. Satış hususunda yapılan en çok 6 hatayı yapmayarak, satış kariyerinizde size hem zaman, hem de daha kısa sürede daha çok satış yapmanızı sağlayacaktır…

Müşteri adayından daha çok konuşmak: Xerox’un araştırmalarına göre, 3 veya daha fazla ihtiyaç, bir satış esnasında belirlendiğinde satış yüzdesi artmaktadır. Müşteri adayı sorunlarını anlatacak fırsatı bulmalı. Satışta dinlemek en kritik ve en önemli unsurdur. Satış elemanı müşteriyi ne kadar az dinler ise o kadar az güven verir. İlk 30 dakikada zamanın yüzde 80’ini dinleyen satıcılarda başarı oranı çok yüksek bulunmaktadır. Ayrıca, konuşmamızı 30 saniye ile sınırlandırmalıyız. TV reklamları 30 saniyedir. Dikkatimiz düşündüğümüzden daha kısadır.

Satışta yapılmaması gereken önemli etkenler

Müşterinin ne istediğini tahmin etmek:

Elinizde yalnızca çekiç taşırsanız, her şeyi çivi olarak görürsünüz. Çivinin bu hafta popüler olması müşterinin satın almasını gerektirmez. Ne kadar tecrübeli olursanız, o kadar tahmin yanılgısına düşersiniz. Bugün müşteriler ile güven ilişkisi kısa vadeli satıştan çok daha önemlidir. İyi satıcılar bazen, rakiplerinden almanın daha doğru olduğunu söyleyecek kadar kendilerine güvenirler, ama her zaman müşteriye ileride dönüp, ilişkilerini satabileceklerini bilirler. Uzun vadeli ilişki uzun vadeli satış demektir.

İtiraz yoksa satış potansiyeli yok demek:

Müşterinin itiraz edebileceği sorulara konuşmanın başında cevap vermek sıkça yapılan hatadır. Bu şekilde satış baştan kaybedilir. İtirazlar satışların vazgeçilmez parçasıdır. İnsanlar satın almaya bayılırlar, ama insanlar satıcıların satmak istediği gibi değil, kendi almak istedikleri gibi satış yapılmasını isterler.

Satışta hedef ve aday belirlememek:

Her şeyi herkese satamazsınız. Randevu almadan veya ziyaret etmeden önce ’Bu ürüne veya hizmete kimler ihtiyaç duyar veya fayda sağlar’ sorusunu sormanız çok önemlidir. Doğru kişi ve ihtiyacı olana satış yapılmalı, aksi takdirde sadece zaman kaybediyorsunuz demektir.

Gereksiz müşteri adaylarını arayıp, sonuçlandıramamak:

Satıcılar zamanlarının yüzde 80’ini müşteri kovalayarak, yüzde 20’sini gerçek satış zamanında geçirirler. Müşterilerinizi doğru soru ve güven ilişkisi oluşturmadan belli bir zaman diliminde satışı sonuçlandıramamak ve askıda bırakmak sıkça yapılan bir hatadır. Müşteriler ’Biraz düşünmem lazım’ diyerek en değerli zamanınızı öldürürler. Doğru ilişki kuran satıcıyı kimse kaybetmek istemez. Başından ’Hayır’ cevabı almak çok daha iyidir, ama bu cevabı alsanız bile ilişkinizi devam ettirmeye gayret edin.

Zamanınızı alacak müşterilerle zaman kaybetmek, potansiyel listesini oluşturamamak: İyi dinleyen, doğru soruları sorup ürünle ihtiyacı belirleyen satıcılar, satış oranları her zaman rakiplerinden fazla olacaktır. İyi satıcılar zaman kaybetmeden mümkün olduğu kadar çok adayla temasa geçerler. Fırsatlarını arttırırlar. Standart satıcılar herkesle görüşüp gerçek ihtiyacı olan alıcılarla güven ilişkisi kuramayarak fırsatı kaçırırlar. Ne kadar çok kontak, o kadar çok satış fırsatı demektir.

Teknolojinin ilerlediği, ulaşımın güçleştiği, rakiplerin ise her alanda çoğaldığı çağımızda ürün yerine güven ilişkisi satan, müşterisinin ihtiyaçlarını dinleyen, doğru zamanda doğru kişiyle irtibata geçen ve itirazlara profesyonelce cevap verebilen, kendine zaman ayıran ve hedefe kilitlenen satıcılar daha başarılı olacaklardır. Rakipler yukarıdaki hataları her zaman yapacaklardır. Rakiplerin sayısı çoktur. Ama gerçek rakip azdır. Yaptığınız hataları azaltarak gelecek yıllarda rakiplerinizden daha başarılı olmak elinizde.

Satışta yapılmaması gereken etkenlerden sonra Ekonomik Kriz Dönemleri nasıl değerlendirilebilir başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

8 Mart 2018 / 1 Yorum tarafından / in
Ekonomik kriz dönemlerinde pazarlama ve önemi hakkında

Ekonomik kriz dönemlerinde, yöneticiler hızla harcamaları kısma kararı alır ve bunun ilk adımı da reklam harcamalarıdır. Zaten üst yönetimde görev alan ve çoğunluğu finans kökenli olan kişiler, reklamın gücüne pek inanmaz. Onlar pazarlamayı ve reklamı, kar yaratan bir faaliyet olarak değil, rakiplere karşı bir savunma önlemi olarak görür. Pazarlama ve önemi hakkında detaylar

Bugüne kadar devrim oluşturan pek çok kitaba, pazarlama sektörünü derinden etkilemiş onlarca makaleye imza atmış, Northwestern Üniversitesi Profesörü Philip Kotler’in; ‘Pazarlama harcamalarını kesme demek kolay. İşlerin kesatlaştığı dönemlerde bize nasihat değil, somut öneriler lazım’ diyenlere cevabı şu:“Resesyon kapıyı çaldığında yapılacak en doğru iş, çok işlevli bir komite kurmak ve tüm maliyetleri gözden geçirmektir. Komite, şirketin promosyon faaliyetlerini, dağıtım kanallarını, pazar segmentlerini, müşteri kitlesini ve coğrafi yayılımını tek tek inceleyip, maliyetleri düşürülecek alanları belirlemelidir.

Her şirketin, zarar ettiği veya zayıf olduğu bir promosyonu, bir dağıtım kanalı, müşteri kitlesi ve coğrafi bölgesi vardır. Resesyon döneminde ev temizliğine ve tasfiyeye bu zaaf noktalarından başlamak gerekir.İşlerin durgunlaştığı dönemler, şirketin gelişme döneminde aldığı fazla kiloları eritmek için iyi bir fırsattır. Lüks harcamaların ve gereksiz savurganlıkların azaltılması şirketi daha sağlıklı bir duruma getirir. Maliyetleri düşüren yalın yönetim tekniklerini normal zamanda uygulayan tutumlu şirketler, işler durgunlaştığında fazla sıkıntı çekmez.

Müşterilere normal zamanlarda sunulan kalite ve hizmet düzeyini, durgunluk döneminde düşürmek rakipleri güçlendirir. Maliyetleri şirket içinde azaltmak yerine, yükü yan sanayi kuruluşlarına ve bayilere aktarmak da yanlıştır. Yeterli sermayesi olan şirketler, resesyonda geriye yaslanmak yerine rakiplerinin pazar paylarına göz dikebilir. Bu şirketler için zor günler yeni bir büyüme fırsatı yaratır. Finansal gücü yeterli olmayan işletmeler ise, pazarlama harcamalarında total bir kısıtlamaya gitmek yerine, doğru bir analiz ile eksik ve verimsiz faaliyetlerinde kesinti yaparak rahatlayabilirler.

”Paniğe Kapılan Girişimci Nerede Hata Yapar?

Kotler’in ifade ettiği kriz dönemi pazarlama yanlışlarını, Referans Gazetesi Yazarı Faruk Türkoğlu “düz mantık hataları” olarak adlandırıyor. Türkoğlu, kriz döneminde paniğe kapılan girişimcilerin yaptığı 3 ana hatadan bahsediyor:

1. Maliyetleri düşürmek için, ilk adım olarak pazarlama ve reklam bütçelerinde kesinti yapılır.

2. Ekonomiler durakladığında, iç ve dış talep ile satışların aynı oranda düşeceği varsayılır.

3. Zor günler için belirlenen strateji, dönem boyunca hiçbir değişiklik yapılmadan aynen uygulanır.

Bu önlemlerin gerisinde, “düz mantık yaklaşımı” ve ‘Ekonomi daraldığına göre benim de işlerim daralacak’ düşüncesi yatar. Düz mantığın kaçınılmaz sonucu, savunmaya ağırlık vermek ve geriye yaslanmaktır. Oysa farklı düşünce tarzı, yaklaşım ve önlemlerle, durgunluk dönemlerinde bile işin geliştirilmesi, hiç olmazsa hasarın asgari düzeyde tutulması mümkündür.İşlerin durgunlaştığı dönemleri basmakalıp düşüncelerle ve üstünkörü önlemlerle geçiştirmek zordur.

Sıkıntılı dönemler, geçmişten daha farklı ve analitik düşünmeyi, ayrıntıları dikkate alan bir “ince ayar” yaklaşımını gerektirir. Böyle dönemlerde, aşağıdaki konuların çözümlerini planlayan şirketler, krize karşı daha güçlü durabilir:Gelir kaymalarının incelenmesi: Yeni dönemde gelir gruplarının tercihlerinde aşağıya doğru kaymalar görülür.

Durgunluk dönemlerinde ortanın üstü gelir grubundaki tercihlerin niteliği, orta sınıfa doğru yaklaşır. Orta sınıftakiler de ortanın altı gelir grubunun satın aldığı ürün ve hizmetlere ilgi duyabilir. Girişimciler bu kaymaları dikkate alark ürün farklılaştırmasına gidebilir ve satışlarını artırabilir.

Pazarlama ve Önemi

Geçici indirimler: Müşteri kaybetmemek için, bazı ürünlerin fiyatında, kaliteyi düşürmeksizin geçici olarak indirim yapılabilir. Bu uygulama, bir süre için kar marjlarını düşürse de müşterinin orta vadedeki sadakatini güçlendirir.

Yeni ürün konseptleri: Yeni dönemde ekonominin genel seyrinin, ailelerin geçimleri üzerindeki etkilerini analiz edip, yeni ürün konseptleri geliştirmek satışları artırabilir. Özellikle yeni teknolojiler kullanılarak üretilecek göz alıcı ürünler, durgunluk döneminde bile tüketicilerin satın alma kararlarını olumlu etkileyebilir.

Kompakt ürünler: Durgunluk dönemlerinde fiyatı makul, ancak kalite seviyesi yüksek “kompakt” ürünler geliştirmek, düşen talebi canlandıracak, karlar marjını düşürse de markaların gelir düzenini koruyacaktır.

Pazarlama ve önemi hakkında detaylı bilgiler sitemizde devam edecektir.

Satışta yapılmaması gereken önemli etkenler başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz.

8 Mart 2018 / 2 Yorumlar tarafından / in
Antalya, 2018 turizm sezonunda 13 milyon turist bekliyor

AKTOB Başkan Yardımcısı Kaan Kavaloğlu, bu yıl turizm sezonunun çok iyi geçmesini beklediklerini ifade ederek, Antalya’ya gelecek turist sayısının 13 milyonu bulacağını söyledi. Akdeniz Turistik Otelciler Birliği (AKTOB) Başkan Yardımcısı Kaan Kavaloğlu, erken rezervasyonlarda artış olduğunu, Antalya’da özlenen turizm sezonunun bu yıl gerçekleşeceğini umduklarını belirtti. Antalya, 2018 turizm sezonunda 13 milyon turist bekliyor.

Şu anda Hollanda, Almanya, Belçika ve İngiltere’den yapılan erken rezervasyonlarda ciddi artış gözlemlediklerini dile getiren Kavaloğlu, şöyle konuştu:

“Avrupalı turistler yeniden Türkiye’yi tercih ediyor. Şu anda özellikle Hollanda pazarında erken rezervasyonlarda ciddi bir artış var. Hollandalı siyasetçiler ne yaparsa yapsınlar, Hollandalılar tercihini Türkiye’den yana kullanacak, bu açık şekilde görülüyor. Ruslar geçen sene rekor kırdı. İddia ediyorum ki 2016’daki Avrupalı misafir sayısı ile geçen yılki Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerinden gelenlerin sayısı aynı derecede artacak. Bu yıl turizm sezonunun çok iyi geçeceğini düşünüyorum. Antalya’ya yaklaşık 13 milyon turist gelecek.”

Antalya, Turizm sezonunda 13 milyon turist bekliyor

Yerli turistlerin de erken rezervasyonların avantajlarını keşfetmeye başladığını vurgulayan Kavaloğlu, “Yerli misafirler de erken rezervasyon yaptırmaya başladı. Bu bizi mutlu ediyor” dedi.

Göynüklü otel işletmecilerinden Yusuf Çelik de bu yıl geçen senelere oranla daha fazla erken rezervasyon yapıldığını anlattı.

Çelik, bu yıl Antalya’ya 4 milyonun üzerinde Rus turistin gelmesini beklediklerini ifade etti.

Geçen yıl İtalya, İspanya gibi ülkelere giden Alman turistlerin, aldıkları hizmetten memnun kalmadıkları için yeniden Türkiye’ye yöneldiklerini vurgulayan Çelik, “Özellikle Kemer bölgesi 1990’lı yıllardaki Alman pazarına dönmeye başlayacak. Hollanda pazarı da Türkiye’yi seviyor. İç pazar, Avrupa ve Rus pazarında bu sene Kemer çok iyi olacak. Kemer bu yıl turizm sezonunda Antalya ile birlikte şahlanacak” şeklinde konuştu.

“Avrupa pazarı ihmal edilmemeli”

“Türkiye ve Antalya turizminin bel kemiği Rusya ve Avrupa pazarı.” ifadesini kullanan Yağcı, Avrupa’da erken rezervasyonda geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 60-80 arasında artış olduğunu, 2014 rakamlarına ulaşılması için Avrupa pazarının ihmal edilmemesi gerektiğini bildirdi.

Sezonun bu trendle devam etmesinin önemli olduğunu vurgulayan Yağcı, “Bizim 2018 ve 2019 yıllarında 2014 rakamlara dönmemiz çok önemli ama gelen turistteki artışın yanı sıra 2-3 yıl içinde fiyatların da yükselmesi lazım ki hepimizin övündüğü fiyat-kalite dengesi otursun. Yurt dışı ve İstanbul’daki turizm fuarlarından çok umutlu döndük. 2018 yılında Antalya’yı güçlü bir pazar yapısı bekliyor, ciddi artış bekliyoruz. 2018 yılında Antalya’da 12 milyon turist rakamına ulaşabileceğimizi öngörüyoruz.” diye konuştu. Kaynak: AA

8 Mart 2018 / tarafından / in
Abonelik sözleşmesi kabusuna son verin! İşte bilmeniz gerekenler

Uzun süreli ‘abonelik sözleşmesi‘nden caymak artık kabus değil. Haklarınızı bilirseniz, indirim farkı dışında herhangi bir ceza ve zorlama olmadan sözleşmeyi istediğiniz zaman feshedebilirsiniz.

Türkiye’de 76 milyon cep telefonu, 64 milyon internet, 11 milyon sabit telefon, 8 milyon civarı uydu abonesi bulunuyor. Çoğu telekomünikasyon sektörünü ilgilendiren bu abonelikleri daha makul fiyata alabilmek için uzun süreli taahhütler veriliyor. 36 aya kadar çıkan taahhütler söz konusu. Çoğu sözleşme 12 aydan daha fazla süreyi kapsıyor. İşte yapmanız gerekenler…

Ceza Şartı Bulunmuyor

Sözleşmenin uzun süreli olması hizmet alınan şirketin esiri olmak anlamına gelmiyor. Aldığınız hizmetten memnun değilseniz ve hizmet kusuru varsa istediğiniz zaman sözleşmeden cayma (vazgeçme) hakkınız bulunuyor. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun bu konuda tüketicinin haklarını gözler önüne seriyor. Yasaya göre; 1 yıldan uzun aboneliklerden ceza ödemeden caymak mümkün.

Ek Fatura Çıkaramaz

Cezadan ne kastediliyor? Örneğin; bir cep telefonu operatörüyle 2 yıllık sözleşme imzalayıp 5’inci ayda sözleşmeyi feshetmek isterseniz firma “2 yıllık fatura bedelini öde” diyemez. Öte yandan, “Cayma hakkını kullanırsan 4 aylık fatura tutarında ceza ödeyeceksin” diyemez. Bir spor salonu da 1 yılın üzerindeki sözleşme kapsamında başta peşin ödenen paranın kalanını (cayma tarihinden itibaren) “İade etmiyorum” deme hakkına sahip değil.

Ödenecek Bedeller

Bazı firmalar abonelerin gözünü korkutarak yüksek tutarlar ödeyebileceğiyle ilgili vatandaşa yanlış bilgi veriyor. Oysa yasa açık ve net. Abonenin ödeyeceği tutar indirimler, taahhüt karşılığında modem, telefon gibi cihaz bedeli ve ödenmemiş fatura bedelleridir. Ödenecek tutar ise cayma tarihi itibarıyla ödenen faturanın üzerindeki indirimlerin toplamını geçemez.

Tüketici Lehine Bir Ayrıntı

Cayma esnasında tüketici lehine olan bir husus daha var. O da cayma zamanı. Örneğin 24 aylık bir aboneliğiniz varsa ve siz 13’üncü ayda bunu feshetmek isterseniz ödeyeceğiniz indirim bedeli 13 ay üzerinden değil, geri kalan 11 ay üzerinden hesaplanır. Bu konudaki detay da Abonelik Sözleşmesi Yönetmeliğinin 16’ncı maddesinde yer alıyor.

İstersen Cihazı İade Edebilirsin

Abone taahhüt kapsamında modem, telefon, uydu alıcısı ve benzeri cihazlar almışsa iade etmek zorunda değil. Cihazları, makul kullanım bedelini ödeyerek iade edebilir. Yine tüketici adres değiştirdiyse ve yeni adreste mal ve hizmetin kalitesi düşmüşse tüketicinin abonelik sözleşmesi herhangi bir bedel ödemeksizin feshetme hakkı var.

Abonelik Sözleşmesi Sorunları İçin Neler Yapılabilir?

* Firmalar sözleşme feshinde cezada diretirse cezanın iptali için tüketici hakem heyetine başvurun.
* Gümrük Bakanlığı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na (BTK) şikayet de seçenek.
* Şikayet için ‘[email protected]’ ve ‘[email protected]’ adreslerine mail atın.
* 1 yıldan az aboneliklerde firma, sözleşmede değişiklik yaparsa abone sözleşmeyi feshetme hakkına sahip.

Bilal Emin TURAN

6 Mart 2018 / tarafından / in
Vatandaşın abonelik sözleşmelerine yönelik şikayetleri arttı

Abonelik sözleşmeleri ile ilişkin şikayetlerin son dönemde artış gösterdiğini belirten Bakan Tüfenkci, “Abonelik iptaline rağmen faturalandırmanın devam ettirilmesi şikayetlerde başı çekiyor” açıklamasını yaptı. Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, son dönemde abonelik sözleşmelerine ilişkin şikayetlerin arttığını belirterek, “Abonelik iptalinin zorlaştırılması ve iptal talebinin iletilmesinden sonra faturalandırmanın devam ettirilmesi şikayetlerde başı çekiyor.” dedi.

Abonelik sözleşmeleri şikayetleri arttı

Tüfenkci yaptığı açıklamada, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği’nde yer alan düzenlemelere aykırı işlem ve uygulamalarda artış olduğunu söyledi.

Abonelik sözleşmelerine ilişkin şikayetlerin son dönemde arttığını ifade eden Tüfenkci, hizmet sağlayıcı firmalarca abonelik iptalinin zorlaştırılması ve iptal talebinin iletilmesinden sonra faturalandırmanın sürdürülmesinin bu şikayetlerde başı çektiğini bildirdi.

İptal işleminin yerine getirildiğine dair tüketiciye herhangi bilgi veya belge verilmemesinin yönetmeliğe aykırı olduğuna işaret ederek, taahhüt süresi bitiminde abonelik sonlandırılsa da farklı isimler altında ücret talep edilmesi, sözleşmenin otomatik yenilenmesi, taahhütlü aboneliklerde süresinden önce sözleşmenin feshi durumunda cayma bedelinden daha yüksek ücret istenmesi gibi konuların şikayetler arasında yer aldığını anlattı.

“Sözleşme koşulları tüketici aleyhine değiştirilemez”

Elektrik, su, doğalgaz gibi hizmetlerin yanı sıra elektronik haberleşme sektöründe faaliyet gösteren işletmecilerce sağlanan internet, sabit telefon, GSM, uydu platformu ile kablo TV hizmetlerinin sunumuna ilişkin tüketicilerle imzalanan abonelik sözleşmelerinde uyulması gereken usul ve esasların yönetmelikle düzenlendiğini anımsatan Tüfenkci, şöyle devam etti:

“Bu kapsamda, sözleşmede öngörülen koşullar, sözleşme süresince tüketici aleyhine değiştirilemez. Tüketiciden, kendisine sunulan mal veya hizmet kapsamında haklı olarak yapılmasını beklediği ve sözleşmeyi düzenleyenin yasal yükümlülükleri arasında yer alan edimlerle sözleşmeyi düzenleyenin kendi menfaati doğrultusunda yaptığı masraflar için ek bedel talep edilemez. Belirli süreli abonelik sözleşmelerine, belirlenen süre kadar sözleşmenin uzayacağına ilişkin hükümler konulamaz. Abonelik sözleşmesi sadece tüketicinin talepte bulunması veya onay vermesi halinde uzatılabilir. Satıcı veya sağlayıcı, abonelik sözleşmesinin feshi için daha ağır koşullar içeren bir yöntem belirleyemez.”

“Tüketicinin fesih talebi 7 günde sağlanmalı”

Tüketicinin süresinden önce taahhütlü aboneliğini sonlandırması durumunda, satıcı veya sağlayıcıların yalnızca sundukları indirimlerle taahhüt kapsamındaki mal veya diğer faydaların tahsil edilmemiş bedellerini isteyebileceğini dile getirdi. Satıcı veya sağlayıcının, tüketicinin fesih talebini bildirimin kendisine ulaştığı tarihten itibaren en geç 7 gün içinde yerine getirmekle yükümlü olacağını belirten Tüfenkci, şunları kaydetti:

“Satıcı veya sağlayıcı, abonelik sözleşmesinin feshedildiği bilgisini yazılı olarak veya kalıcı veri saklayıcısı yoluyla tüketiciye bildirmekle yükümlüdür. Aboneliğin belirtilen süre içinde feshedilmediği durumlarda, bu sürelerin bitiminden itibaren mal veya hizmetten yararlanılmış olsa da tüketiciden herhangi bir bedel talep edilemez.”

Tüketicinin ekonomisine zarar veren uygulamalar hakkında Bakanlık tarafından gerekli incelemelerin yapıldığını ve mevzuatı ihlal eden satıcı veya sağlayıcılar hakkında

idari işlem uygulandığını dile getiren Tüfenkci, “Bakanlığımız bu konuda gerekli tüm tedbirleri almaktadır.

Tüketicinin bilinçli hareket ederek hassasiyet göstermesi önemlidir, mevzuatı ihlal eden satıcı veya sağlayıcıları Bakanlığa veya ticaret il müdürlüklerimize bildirmesi büyük önem arz etmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

6 Mart 2018 / tarafından / in
Enflasyon, şubatta beklentilerin üzerinde arttı

Enflasyon, şubatta beklentilerin üzerinde arttı

Şubatta aylık TÜFE artışı yüzde 0.73 ile piyasa beklentisinin bir miktar üzerinde geldi. Gıda fiyatlarında yüzde 2,24 yükseliş gözlenirken, çekirdek enflasyonda 0.49 artış var. Olumlu baz etkisinin de etkisiyle enflasyonda aşağı yönlü seyir devam ediyor. Ancak, şubat gerçekleşmesi piyasa beklentisinin bir miktar üzerinde gerçekleşti. Şubat ayında TÜFE aylık bazda yüzde 0.73 artış gösterirken, yıllık enflasyon yüzde 10.35’ten yüzde 10.26’ya geriledi. Piyasada aylık bazda yüzde 0.5 civarında artış öngörülüyordu.

Çekirdek enflasyon ise şubatta yüzde yüzde 0.49 artış gösterirken, yıllık artış 11.94 olarak gerçekleşti. Gıda fiyatlarında aylık bazda yüzde 2.24 artış yaşanırken, bu grupta yıllık fiyat artışı yüzde 10.27 oldu. TÜİK, şubat enflasyonunu açıkladı. TÜFE’de (2003=100) 2018 yılı Şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 0,73, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 1,76, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 10,26 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 11,23 artış gerçekleşti.

Aylık en yüksek artış yüzdesi sağlık grubunda

Ana harcama grupları itibariyle 2018 yılı Şubat ayında endekste yer alan gruplardan, gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 2,24, eğlence ve kültürde yüzde 1,89, ev eşyasında yüzde 1,23 ve lokanta ve otellerde yüzde 0,95 artış gerçekleşti.

Aylık düşüş gösteren tek grup yüzde giyim ve ayakkabı

Ana harcama grupları itibariyle 2018 yılı Şubat ayında endekste yer alan gruplardan sadece giyim ve ayakkabı grubunda yüzde 4,09 oranında düşüş gerçekleşti.

Yıllık en fazla artış yüzdesi ev eşyasında

TÜFE’de, bir önceki yılın aynı ayına göre ulaştırma yüzde 13,19, giyim ve ayakkabı yüzde 11,77, lokanta ve oteller yüzde 11,53 ve eğitim yüzde 10,88 ile artışın yüksek olduğu diğer ana harcama grupları oldu.

Yurt içi üretici fiyatları yüzde 2,68 arttı

Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE), 2018 yılı Şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 2,68, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 3,69, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 13,71 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 15,50 artış gösterdi. Sanayinin dört sektörünün bir önceki aya göre değişimleri; madencilik ve taşocakçılığı sektöründe yüzde 1,82, imalat sanayi sektöründe yüzde 1,49, elektrik ve gaz sektöründe yüzde 21,10, su sektöründe yüzde 0,42 artış olarak gerçekleşti.

Aylık en fazla artış elektrik ve gaz sektöründe

Bir önceki aya göre en fazla artış; yüzde 21,10 ile elektrik ve gaz, yüzde 7,57 ile ham petrol ve doğal gaz, yüzde 5,71 ile ağaç ve mantar ürünlerinde (mobilya hariç) gerçekleşti. Buna karşılık kok ve rafine petrol ürünleri ise bir önceki aya göre yüzde 1,11 düşüş gösterdi.

Ana sanayi gruplarında aylık en fazla artış enerjide

Ana sanayi grupları sınıflamasına göre 2018 yılı Şubat ayında aylık en fazla artış enerjide ve yıllık en fazla artış ara mallarında gerçekleşti.

6 Mart 2018 / tarafından / in