Genel

Marka tescilinin önemi ve koruma hakları nelerdir?

Sınai Mülkiyet Anlamında Marka; Bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla kişi adları dahil, sözcükler, şekiller, harfler gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen her türlü işaret markadır.

Anlamda Marka; Bir ürünün ismi, ticari logosu, ambalajı iç güdüsel bir şekilde marka olduğunu düşündüğünüz tüm unsurları barındırmasına rağmen, gerçekte henüz marka mevcut değildir. İsimler, logolar ve ambalajlar markanın maddesel damgalarıdır. Henüz geçmişi olmayan ürünler içi boş ve anlamdan yoksundur.

Maddesel damgalar müşteri memnuniyeti, reklam, tanıtım ve zaman ile markaya dönüştürür.

Marka Çeşitleri;

Ticaret Markaları:

Bir işletmenin imalatını ve/veya ticaretini yaptığı malları, başka işletmelerin mallarından ayırt etmeye yarayan işaretlerdir.

Hizmet Markaları: Hizmet sektöründe faaliyet gösteren kurum ve kuruluşların kendilerini tanıtmak amacıyla kullandıkları isim ve/veya işaretlerdir.

Ortak Markalar: Üretim veya ticaret veya hizmet işletmelerinden oluşan bir grup tarafından kullanılmak üzere, grubu oluşturan işletmelerin mal veya hizmetlerini diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan işaretlerdir.

Garanti Markaları: Marka sahibinin veya marka sahibine bağlı olan bir işletmenin mal veya hizmetlerinde kullanılmak koşuluyla, marka sahibinin kontrolü altında birçok işletme tarafından o işletmelerin ortak özelliklerini, üretim usullerini, coğrafi menşelerini ve kalitesini garanti etmeye yarayan işaretlerdir.

Alt Markalar: Çok yönlü hizmet veren ve çeşitli ürün üreten veya pazarlayan tacirler, ürünlerinde ve hizmetlerinde belirli bir kalite yakaladıklarında müşterilerinde bir tür marka bağlılığını oluşturmak isterler. Tüm alt ürünlerine ana markalarına benzer markalar kullanırlar.

Marka Tescilinin Önemi

Marka olmak ve marka oluşturmanın zorluklarını her şirket yaşamaktadır.

Ticari alanda kurulduğu günden beri aynı isim / markayla faaliyet göstermek çok önemlidir. Güven ve devamlılık sonucu oluşturulan markalar ancak TPE’DE marka tescili yapılmak suretiyle hukuki ve maddi koruma altına alınabilmektedir. Ülkemizde 1995 yılının 12. ayında Türk Patent Enstitüsü (TPE) kuruldu.

Bu tarihten itibaren şirketler, şahıslar isimlerini ancak TPE’ye tescil ederek hukuki korumalardan yararlanabilmektedirler.

İsminizin / Markanızın Ticaret Odası, Meslek Odası, Vergi dairesine kayıtlı olması tarafınıza kazanılmış bir hak sağlamaz. Firmanız çok köklü ve güçlü olsa da rakipleriniz veya tamamıyla tesadüf eseri bir başka firma isminizi / markanızı / ürünlerinizi TPE’ye tescil ettirirse hukuki, cezai ve maddi yaptırımlarla karşı karşıya kalabilirsiniz. Kendi Markanızı Kullanırken Hukuk Karşısında Marka Hırsızı Durumuna Düşmemek İçin Markanızı Mutlaka TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ Nezdinde Tescil Ettiriniz

Marka Tescil Süreci

Gerekli belge ve harçların sağlanmasından itibaren bir (3) gün içerisinde marka tescil müracaatınız yapılır.

– Kırk beş gün içerisinde marka müracaatı gösteren ve markaya tescil belgesi alıncaya kadar hukuki koruma sağlayan ön yazı TPE’ce hazırlanmaktadır.

– Marka Tescil müracaatı TPE uzmanlarınca tescil kriterlerine uygunluk bakımından incelenir. İnceleme süresi incelemeyi yapan memur, marka tescili istenen sınıflar, benzer marka sayıları gibi faktörler nedeniyle değişkenlik gösterir yaklaşık 3–6 ay sürer.

– TPE uzmanları Marka Tescil Müracaatını kabul ederse Marka TPE MARKA BÜLTENİNDE ilan edilir. İlan üçüncü kişilerin itirazları için 3 Ay askıda kalır.

– Yayınlanan markaya üçüncü kişiler itiraz etmezlerse TESCİL HARCI yatırılır. Yaklaşık 8–16 ay arasında TESCİL BELGESİ gelir.

YAPILACAK OLAN BAŞVURU HAKKINDA
NİHAİ KARARI TÜRK PATENT ENSTİTÜSÜ (TPE) VERECEKTİR.

Marka Takip Marka Tescil başvurularında TPE benzer markalar arasında bir inceleme ve değerlendirme yapar.
Tescilli markanızın aynısı veya benzeri bu incelemede ret edilebilir.
TPE’NİN inceleme ve denetimine rağmen benzer ve taklit marka tescillerine sıklıkla rastlanılmaktadır.
Bu durumun ana nedenleri TPE memurunun benzerlik konusundaki yorum ve değerlendirmesi, TPE’DE ki yoğun iş temposu nedeniyle dikkat dağınıklığı ve taklitçilerin tescil almak için akıl ve mantık sınırlarını zorlayan çabaları sayılabilir.
TPE uzman incelemesinden geçen markalar 3 ay Resmi Marka Bülteninde ilan edilmektedir.
Bu ilan süresi içersinde haksız rekabet ve iltibas yaratacak başvurulara itiraz hakkı bulunmaktadır.
Tescil ettirdiğiniz markanızın taklit edilmesini önlemek için, TPE tarafından her ay ilan edilen markaları takip etmeniz ve markanızla birebir ya da benzer olan müracaatların tescili için itiraz yapmanız gerekir. Bu durum markanıza tam ve kalıcı bir koruma sağlamanız açısından oldukça önemlidir.

Marka Hukuku

Marka Sahibinin Marka Üzerinde ki Hakları ;

— Marka tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil sahibine kullanım hakkı tanır.
— Markalar, şirketten bağımsız olarak satılabilir, devredilebilir.
— Marka teminat olarak gösterilebilir.
— Marka, tescilli mal veya hizmetlerin bir kısmı için lisans sözleşmesine konu olabilir.

Marka Sahibinin Yararlanabileceği Kanuni Hakları ;

Tescilli marka veya müracaat sahibi taklit malları toplatabilir. Hukuk ve ceza mahkemelerine başvuruda bulunabilir ve uğramış olduğu zararın tazmini için maddi ve manevi tazminat davaları açabilir.Yasal Durum ;Öncelikle Türk Ticaret Kanunu içerisinde Haksız Rekabet yasaklanmıştır. Haksız rekabetin yasaklanması ve tazminat ödenmesi bu kanunla düzenlenmiştir. Ayrıca, haksız rekabet yapan kişiye hapis cezası yaptırımı da uygulanmaktadır.1995 yılında yürürlüğe giren 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile marka haklarına tecavüz eden kişilere karşı etkili yaptırımlar söz konusudur.

Bu yaptırımlar hapis ve para cezası yanında tazminatı da kapsamaktadır. 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası, iş yeri kapatma, ürünlere ve makinelere el koyma, yüksek miktarda para cezası ve hak sahibi lehine üçüncü kişinin verdiği maddi ve manevi zararların tazmin edilmesini düzenlemektedir.1995 yılında yürürlüğe giren 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların, 551 sayılı Patent Haklarının, 555 sayılı Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkındaki Kanun hükmünde ki kararnameler ile yukarıda belirttiğimiz yaptırımlar aynı şekilde ilgili kararnamelere tecavüz eden kişiler hakkında da geçerlidir.

Yasal Kurumlar

— Cumhuriyet Savcılıkları ve Ceza Mahkemeleri :

Türkiye’de yukarıda belirttiğimiz yasal düzenlemelerle, marka, patent, endüstriyel tasarım ve coğrafi işaretlere tecavüz eden kişiler hakkında, Türk Patent Enstitüsüne tescil edilmiş hak sahibinin veya vekilinin şikâyetine bağlı olarak cumhuriyet savcılığı ivedilikle olaya el koymaktadır.

Cumhuriyet Savcısının görevlendirdiği polis kuvvetiyle birlikte, marka, patent, endüstriyel tasarım ve coğrafi işaret haklarına tecavüz eden kişi veya firmanın taklit veya kaçak ürünlerine, üretim araç gereçlerine el konulmaktadır.Bilirkişi incelemesinden sonra ürünlerin taklit oldukları anlaşıldığı zaman bu kişiler hakkında ceza mahkemelerinde ceza davası açılmaktadır.

Ceza davası sonucunda 2 ile 4 yıl arasında hapis cezası verilmektedir. İşyerleri kapatılmaktadır. Ayrıca yüksek miktarda para cezası verilmektedir.

— Ticaret Mahkemeleri :

Türkiye’de haksız rekabette bulunan kişiler ve kurumlar hakkında Ticaret Mahkemelerinde haksız rekabetin tespiti, haksız rekabetin yasaklanması ve tescilli hak sahibine tazminat ödenmesi için davalar açılmaktadır.

Marka Tecavüzünde bulunanların işyerleri kapatılmakta ve ticari faaliyetleri durdurulmaktadır.
Türkiye de bu davalara bakmakla görevli uzman Ticaret Mahkemeleri (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri) kurulmuştur.

—Türk Patent Enstitüsü :

Türkiye’de markaların, patentlerin, endüstriyel tasarımların ve coğrafi işaretlerin tescili Türk Patent Enstitüsüne yapılmaktadır.
Türk Patent Kurumuna tescilli bulunan bir marka, patent, endüstriyel tasarım ya da coğrafi işaret Türk Kanunları ve mahkemeleri tarafından korunmaktadır.

Verilecek vekâletle yukarıda belirtilen marka, patent, endüstriyel tasarım ve coğrafi işaretlerin tescil işlemlerini Türk Patent Enstitüsünde yaptırılır. Bu işlemlerle ilgili yetkili personel bulunur.

Türkiye de korsan üreticiler ve tüccarlar hakkında Cumhuriyet Savcılıklarına başvurabilmesi veya dava açabilmesi için firmanın sahip olduğu ticari markaları, endüstriyel tasarımları, patentleri ve coğrafi işaretleri Türk Patent Enstitüsüne tescil ettirmeleri ön koşuldur.

Türk Patent Enstitüsüne tescilleri olmayan marka, patent, endüstriyel tasarım ve coğrafi işaretler etkili yasal düzenlemelerden yararlanamazlar.

Türk Patent Enstitüsü

Nihai Kararlarına Karşı Açılacak Dava: TPE Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun itiraz üzerine vermiş olduğu kararlara karşı yargı yoluna başvurulabilir. Bu dava uygulamada İPTAL DAVASI olarak anılmaktadır. Markalar kararnamesinin 53.Maddesine göre iptal davasının, kararın bildirim tarihinden itibaren en geç iki ay içinde, yetkili mahkemede açılması gerekir.

53.maddede bahsi geçen ‘’Yetkili Mahkeme ‘ teriminden Ankara Mahkemeleri anlaşılmalıdır. Mahkeme talep halinde Enstitü Kararının yürütmesinin durdurulmasına karar verebilir. Böyle bir karar verilmemişse, Enstitüsü kararı infaz edilebilir.

Marka Hakkına Tecavüzden Doğan

Dava Ve Talepler:

-Delillerin Tespiti ( Marka KHK m. 75) “Marka hakkına tecavüzü ileri sürmeye yetkili olan kişi, bu haklara tecavüz sayılabilecek olayların mahkemece tespitini isteyebilir’’.

-Marka Hakkına Tecavüzün Önlenmesi Ve Durdurulması Davası (Marka KHK m.62/1-a) ’Marka hakkı tecavüze uğrayan Marka sahibi mahkemeden tecavüzün durdurulmasını veya tecavüz tehlikesinin önlenmesini isteyebilir. Durdurma talebi, sürmekte olan tecavüz fiilleri için, önleme talebi ise tecavüz tehlikesi bakımından söz konusu olur. Davaların açılması için failin kusurlu olması aranmaz.

-Tecavüzün Tespiti Davası (TTK m 58/1-a) :Haksız rekabet hükümleri gereğince tespit davası açılabilir. Bu dava tecavüzün sona erdiği fakat etkilerinin devam ettiği hallerde açılır.

– Tecavüzün Giderilmesi Davası (Marka KHK m 62/1-b) :Tecavüz sürmekte iken giderim davası açılmaz. Bu dava ile tecavüzün ortaya çıkmış sonuçları bertaraf edilmeye çalışılır. Failin kusuru aranmaz.

– Tazminat Davaları : Üç türü vardır. Maddi tazminat davası, manevi tazminat davası ve itibar tazminatı davası.

-Marka Hakkına Tecavüz Dolayısı İle Üretilmesi Veya Kullanılması Cezayı Gerektiren Eşya İle Bu Eşyaları Üretmeye Yarayan Araç, Cihaz Makine Gibi Vasıtalara El Konulması Davası (Marka KHK m 62/1-c) :Bu davanın açılabilmesi için, el konulması istenen eşyanın Marka KHK m 61/A1-c anlamında üretilmesi ya da kullanılması marka hakkına tecavüz suçu oluşturan eşya yada bu eşyayı üretmeye yarayan araçlar olmalıdır. Aksi halde el konma talep edilemez.

-Marka KHK m.62/1-c bendi uyarınca El konulan ürünler üzerinde Kendisine mülkiyet hakkının tanınması Davası (Marka KHK m 62/1-d) :Bu durumda söz konusu ürünlerin değeri tazminat miktarından düşülür.

-Marka Hakkına Tecavüzün Mevcut Olmadığı Hakkında Dava (Menfi Tespit Davası) (Marka KHK M 74) :Bu dava ile amaç davacının markayı kullanmakla herhangi bir hukuka aykırı durumun yaratılmayacağının tecavüzün mevcut olmayacağının tespit edilmesidir.

Marka Hakkına Tecavüz Davalarında

Zaman aşımı Ve Yetkili Mahkeme:

– Zaman aşımı (Marka KHK M 70) : Marka Hakkına tecavüzden doğan özel hukuka ilişkin taleplerde zaman aşımım süresi için borçlar kanununun, zaman aşımına ilişkin hükümleri uygulanır.Böylece BK m 60 ve Bk m. 125’e atıf yapılmıştır.

-Hukuk Davalarında Yetkili Mahkeme (Marka KHK M 70) : Marka sahibi tarafından, üçüncü şahıslar aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkeme;

*davacının ikametgahının olduğu veya
*suçun işlendiği veya
*tecavüz fiilinin etkilerinin görüldüğü yerdeki mahkemedir.

Davacı Türkiye’de ikamet etmiyorsa, Yetkili Mahkeme;

Sicilde kayıtlı vekilin iş yerinin bulunduğu yerdeki ve eğer vekillik kaydı silinmişse Enstitünün merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemedir.

Üçüncü kişiler tarafından marka başvurusu yapan kimse veya marka sahibi aleyhine açılacak davalarda yetkili mahkeme, davalının ikametgahının bulunduğu yerdeki mahkemedir. Hükümsüzlük Davas ıHükümsüzlük davaları, sınai hakkın tescili için yasal engel bulunmasına karşın, bir şekilde tescil edilmesi durumunda tescili hükümsüz kılmak için açılan davadır. Hükümsüzlük davaları, kural olarak koruma süresinin devamınca veya hakkın sona ermesini izleyen beş yıl içinde dava edilir. Hükümsüzlük davaları dava açıldığı anda sicilde hak sahibi olarak kayıtlı olan kişiye karşı açılır.

-Talep Yetkisi: Zarar gören kişiler,cumhuriyet savcıları,ilgili resmi makamlar.

-Hükümsüzlük Kararı Verme Yetkisi: Hükümsüzlük kararı ilgili mahkeme tarafından verilir.Bu mahkeme THK’nın 71. Maddesi gereği ihtisas mahkemeleridir.

-Hükümsüzlük Halleri: Mevzuatta hükümsüzlük davaları şu maddelerde düzenlenmiştir.

Markalar için :Markalar kararnamesi madde 42-44
Tasarımlar için :Tasarım kararnamesi madde 43-45
Patentler için :Patent kararnamesi madde 129-132
Faydalı Modeller için: Patent kararnamesi madde 165

-Hükümsüzlük kararlarının Kapsamı:

Hükümsüzlük nedenleri markanın tescil edildiği bir kısım mal ve hizmete ilişkin bulunuyorsa, yalnız o mal ve hizmetle ilgili olarak kısmi hükümsüzlüğe karar verilir.

– Hükümsüzlük Kararının Etkisi:

-Bir sınai hakkın hükümsüzlüğüne ilişkin kesinleşmiş karar, herkese karşı hüküm doğurur.

-Bir sınai hakkın hükümsüzlüğüne karar verilmiş olması halinde sonuçları geçmişe etkilidir.

Gasp Davası Gasp davaları

Patent ve tasarımlar için düzenlenmiş özel bir dava türüdür. Markalarda gasp davası düzenlenmemiştir. Gasp davası, her hangi bir sınai mülkiyet hakkının sahibi olmadığı halde veya tescil için başvuru hakkı sahibi olmadığı halde,bir şekilde TPE nezdinde başvuruda bulunmuş ve/veya adına tescili sağlamış kişi aleyhine gerçek hak sahibi tarafından açılan dava türüdür.Gasp davaları bu yönü ile Hükümsüzlük davasına benzemektedir.Bu iki davanın birbirinden farkı şudur; Gasp davası,tescili hükümsüz kılma etkisinin yanı sıra sınai hakkın gerçek hak sahibine transferi imkanı da vermesidir.

Ceza Davaları

Marka Hakkına Tecavüzden Doğan Ceza Davaları

Marka KHK m61/A (Değişik 22/06/2004-5194/16md) düzenlenmiş olup buna göre cezaya konu eylemler şunlardır.

a) Marka hakkı sahibi olarak belirtilmesi gereken kimlik bildirimini gerçeğe aykırı olarak yapanlar, marka koruması olan bir eşya veya ambalajı üzerine konulmuş marka koruması olduğunu belirten işareti yetkisi olmadan kaldıranlar, kendisini haksız olarak marka başvurusu veya marka hakkı sahibi olarak gösterenler hakkında, bir yıldan iki yıla kadar hapis cezasına veya ağır para cezasına veya her ikisine,

b) Mevcut olmadığını veya üzerinde tasarruf yetkisi bulunmadığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde bu Kanun Hükmünde Kararnamenin devir, intikal, rehin ve haciz ile ilgili maddelerinde yazılı haklardan birini veya bu hakla ilgili lisansı başkasına devreden, veren, rehineden, bu haklarla ilgili herhangi bir tasarrufta bulunanlar ile korunan bir marka hakkının sahibi olmadığı veya koruma süresinin bittiği veya marka hakkının hükümsüzlüğü veya marka korunmasından doğan hakkının sona ermesi durumlarında; kendisinin veya başkasının imal ettiği veya satışa çıkardığı eşyaya veya ambalajlarına veya ticari evrakına veya ilanlarına, hukuken korunan bir marka hakkı ile ilgili olduğu kanısını uyandıracak şekilde işaretler koyan veya bu amaçla ilan ve reklamlarda, bu tarzda yazı, işaret veya ifadeleri kullananlar hakkında, iki yıldan üç yıla kadar hapis cezasına veya ağır para cezasına veya her ikisine,

c) 61 inci maddede yazılı fiillerden birini işleyenler hakkında, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına veya ağır para cezasına veya her ikisine, ayrıca işyerlerinin bir yıldan az olmamak üzere kapatılmasına ve aynı süre ticaretten men edilmelerine, karar verilir.Haksız Rekabet;Haksız rekabet TTK m 56 ile 65. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bu maddeler ile rekabet hakkı korunmak istenmiştir. Bu hak herkese karşı ileri sürülebilen mutlak bir haktır. Hak sahibi tarafından tescil edilmemiş sınai mülkiyet hakları haksız rekabet kuralları çerçevesinden korunmaktadır.

Haksız Rekabet:

Aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suiistimalidir.

Haksız Rekabetin Unsurları:

-Aldatıcı bir hareket ve İyi Niyet Kurallarına Aykırılık
-Ekonomik Rekabetin Kötüye Kullanılması
-Ekonomik Çıkarlara Zarar Vermesi veya Buna Elverişli Olması

Haksız Rekabetin Karakteristik Şekilleri:

Ekonomik Rekabeti kötüye kullanan aldatıcı ve iyi niyet kurallarına aykırı eylemleri tek tek saymak mümkün değildir. TTK 57. maddesinde iyi niyet kurallarına aykırı hareketlerin bazılarını özellikle belirtmiştir. Bunlar; Kötüleme, Hakikate Aykırı Beyan, Övünme-Reklam, Yanlış Unvanlar Kullanımı, İltibaslar, Personeli Aracı Kılmak

-İğfal, Rakibin Sırlarından Haksız Yere Faydalanmak, Gerçeğe Aykırı Hüsnühal Şahadetnamesi Vermek, İş Şartlarının İhlali Haksız Rekabette Hukuksal

Sorumluluk; Dava Hakkı ve Husumet

Haksız rekabet yüzünden müşterisi, kredisi,meslek itibarı,ticari işletmesi veya diğer iktisadi menfaatleri bakımından zara gören veya böyle bir tehlikeye maruz kalan kimse için dava hakkı doğar.

Davacılar; Mağdur rakibe ,müşteriler,mesleki ve iktisadi birlikler

Davalılar;Haksız Rekabeti gerçekleştiren fail,istihdam eden ve basın

Haksız Rekabette Dava Çeşitleri;

-Tecavüzün Tespiti Davası:

Haksız rekabette tespit davası,eylemin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığının tespiti sağlar. Haksız rekabetin sonucunda meydana gelen zararın tespiti,tespit davasının konusunu oluşturmaz.

-Tecavüzün Men’i (Önlenmesi) Davası:

Haksız rekabetten dolayı zarar gören veya böyle bir tehlikeye maruz kalan kimse tarafından eylemin yapılmaması veya önlenmesi için tecavüzün önlenmesi davası açılır. Davanın açılması için, karşı tarafın kurslu olması gerekmez. Tecavüzün fiilen devamı, davanın açılması için yeterlidir.

-Tecavüzün Ref’i (Kaldırılması) Davası:

Haksız rekabete maruz kalan kimseye haksız rekabet neticesi meydana gelen maddi durumun ortadan kaldırılmasını,haksız rekabet yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini dava etme hakkını tanımaktadır. Ref davasında,haksız rekabetten önceki durumun iadesi amaçlanmaktadır.

-Maddi Tazminat Davası :

Davalının kusurlu bulunması halinde haksız rekabet sonucunda meydana gelen maddi zararın tazmini istenebilir.

-Manevi Tazminat Davası :

Haksız rekabet sonucunda kişisel varlıkları tecavüze uğrayan kişi manevi tazminat davası açabilir.

-Menfaatin Karşılığının İadesi Davası:

Davacı, haksız rekabet neticesinde davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığının kendisine verilmesini isteyebilir.

-Hükmün İlanı :

Davayı kazanan taraf , masrafı haksız çıkan taraftan alınmak üzere mahkemeden kararın kesinleşmesinden sonra ilan edilmesini isteyebilir.

Haksız Rekabette Zaman aşımı :

Haksız rekabet davaları, Dava açmaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl içinde ve her halde dava hakkının doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zaman aşımına uğrar.

Cezai Sorumluluk :

TTK 57. Maddesinin 7 ve 10 bendi hariç diğer bendlerdeki fiilleri gerçekleştirenler ile TTK 64 maddesinin 1. fıkrasının 2,3,4 bendlerindeki eylemleri gerçekleştirenler bir aydan bir yıla kadar hapis ve ayrıca para cezası ile cezalandırılır. Ceza davası şikayete bağlı olup,hukuk davası açmaya hakkı olanların şikayet hakları vardır.

8 Mart 2018 / tarafından / in
Satışta yapılmaması gereken önemli etkenler nelerdir?

Satışta Yapılmaması Gereken 6 Hata : Satış konusunda hepimiz her gün kitap ve dergi okuyor, seminerler ve konferanslara katılıyor. Çoğu zaman yazılan teknikleri ve taktikler bilmemize rağmen, performanslarımızın farklılık göstermesine saşırıyoruz.

Yapılan araştırmalar sonucunda dünyanın “en iyi satıcıları” ve “iyi satıcılar” arasında en önemli fark; iyi satıcılar başarılı, ama yalnızca kendisi gibi kişilere satış yapabiliyor, kendisi gibi giyinen, konuşan, hayat tarzına sahip, aynı kültür veya okuluna gitmiş…

Diğer taraftan, en iyi satıcılar ise herkesle diyaloga girip, güven oluşturup satışa ikna edebiliyor. Satış bir ikna bilimidir ve insan faktörü en önemli unsurudur. İnsanlar ürün almazlar, insanlar güven alırlar. İyi satıcılar güven ortamı oluşturmadan satışa başlamazlar. Satışın itirazdan sonra başlayacağını bilirler. Satış hususunda yapılan en çok 6 hatayı yapmayarak, satış kariyerinizde size hem zaman, hem de daha kısa sürede daha çok satış yapmanızı sağlayacaktır…

Müşteri adayından daha çok konuşmak: Xerox’un araştırmalarına göre, 3 veya daha fazla ihtiyaç, bir satış esnasında belirlendiğinde satış yüzdesi artmaktadır. Müşteri adayı sorunlarını anlatacak fırsatı bulmalı. Satışta dinlemek en kritik ve en önemli unsurdur. Satış elemanı müşteriyi ne kadar az dinler ise o kadar az güven verir. İlk 30 dakikada zamanın yüzde 80’ini dinleyen satıcılarda başarı oranı çok yüksek bulunmaktadır. Ayrıca, konuşmamızı 30 saniye ile sınırlandırmalıyız. TV reklamları 30 saniyedir. Dikkatimiz düşündüğümüzden daha kısadır.

Satışta yapılmaması gereken önemli etkenler

Müşterinin ne istediğini tahmin etmek:

Elinizde yalnızca çekiç taşırsanız, her şeyi çivi olarak görürsünüz. Çivinin bu hafta popüler olması müşterinin satın almasını gerektirmez. Ne kadar tecrübeli olursanız, o kadar tahmin yanılgısına düşersiniz. Bugün müşteriler ile güven ilişkisi kısa vadeli satıştan çok daha önemlidir. İyi satıcılar bazen, rakiplerinden almanın daha doğru olduğunu söyleyecek kadar kendilerine güvenirler, ama her zaman müşteriye ileride dönüp, ilişkilerini satabileceklerini bilirler. Uzun vadeli ilişki uzun vadeli satış demektir.

İtiraz yoksa satış potansiyeli yok demek:

Müşterinin itiraz edebileceği sorulara konuşmanın başında cevap vermek sıkça yapılan hatadır. Bu şekilde satış baştan kaybedilir. İtirazlar satışların vazgeçilmez parçasıdır. İnsanlar satın almaya bayılırlar, ama insanlar satıcıların satmak istediği gibi değil, kendi almak istedikleri gibi satış yapılmasını isterler.

Satışta hedef ve aday belirlememek:

Her şeyi herkese satamazsınız. Randevu almadan veya ziyaret etmeden önce ’Bu ürüne veya hizmete kimler ihtiyaç duyar veya fayda sağlar’ sorusunu sormanız çok önemlidir. Doğru kişi ve ihtiyacı olana satış yapılmalı, aksi takdirde sadece zaman kaybediyorsunuz demektir.

Gereksiz müşteri adaylarını arayıp, sonuçlandıramamak:

Satıcılar zamanlarının yüzde 80’ini müşteri kovalayarak, yüzde 20’sini gerçek satış zamanında geçirirler. Müşterilerinizi doğru soru ve güven ilişkisi oluşturmadan belli bir zaman diliminde satışı sonuçlandıramamak ve askıda bırakmak sıkça yapılan bir hatadır. Müşteriler ’Biraz düşünmem lazım’ diyerek en değerli zamanınızı öldürürler. Doğru ilişki kuran satıcıyı kimse kaybetmek istemez. Başından ’Hayır’ cevabı almak çok daha iyidir, ama bu cevabı alsanız bile ilişkinizi devam ettirmeye gayret edin.

Zamanınızı alacak müşterilerle zaman kaybetmek, potansiyel listesini oluşturamamak: İyi dinleyen, doğru soruları sorup ürünle ihtiyacı belirleyen satıcılar, satış oranları her zaman rakiplerinden fazla olacaktır. İyi satıcılar zaman kaybetmeden mümkün olduğu kadar çok adayla temasa geçerler. Fırsatlarını arttırırlar. Standart satıcılar herkesle görüşüp gerçek ihtiyacı olan alıcılarla güven ilişkisi kuramayarak fırsatı kaçırırlar. Ne kadar çok kontak, o kadar çok satış fırsatı demektir.

Teknolojinin ilerlediği, ulaşımın güçleştiği, rakiplerin ise her alanda çoğaldığı çağımızda ürün yerine güven ilişkisi satan, müşterisinin ihtiyaçlarını dinleyen, doğru zamanda doğru kişiyle irtibata geçen ve itirazlara profesyonelce cevap verebilen, kendine zaman ayıran ve hedefe kilitlenen satıcılar daha başarılı olacaklardır. Rakipler yukarıdaki hataları her zaman yapacaklardır. Rakiplerin sayısı çoktur. Ama gerçek rakip azdır. Yaptığınız hataları azaltarak gelecek yıllarda rakiplerinizden daha başarılı olmak elinizde.

Satışta yapılmaması gereken etkenlerden sonra Ekonomik Kriz Dönemleri nasıl değerlendirilebilir başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

8 Mart 2018 / 1 Yorum tarafından / in
Ekonomik kriz dönemlerinde pazarlama ve önemi hakkında

Ekonomik kriz dönemlerinde, yöneticiler hızla harcamaları kısma kararı alır ve bunun ilk adımı da reklam harcamalarıdır. Zaten üst yönetimde görev alan ve çoğunluğu finans kökenli olan kişiler, reklamın gücüne pek inanmaz. Onlar pazarlamayı ve reklamı, kar yaratan bir faaliyet olarak değil, rakiplere karşı bir savunma önlemi olarak görür. Pazarlama ve önemi hakkında detaylar

Bugüne kadar devrim oluşturan pek çok kitaba, pazarlama sektörünü derinden etkilemiş onlarca makaleye imza atmış, Northwestern Üniversitesi Profesörü Philip Kotler’in; ‘Pazarlama harcamalarını kesme demek kolay. İşlerin kesatlaştığı dönemlerde bize nasihat değil, somut öneriler lazım’ diyenlere cevabı şu:“Resesyon kapıyı çaldığında yapılacak en doğru iş, çok işlevli bir komite kurmak ve tüm maliyetleri gözden geçirmektir. Komite, şirketin promosyon faaliyetlerini, dağıtım kanallarını, pazar segmentlerini, müşteri kitlesini ve coğrafi yayılımını tek tek inceleyip, maliyetleri düşürülecek alanları belirlemelidir.

Her şirketin, zarar ettiği veya zayıf olduğu bir promosyonu, bir dağıtım kanalı, müşteri kitlesi ve coğrafi bölgesi vardır. Resesyon döneminde ev temizliğine ve tasfiyeye bu zaaf noktalarından başlamak gerekir.İşlerin durgunlaştığı dönemler, şirketin gelişme döneminde aldığı fazla kiloları eritmek için iyi bir fırsattır. Lüks harcamaların ve gereksiz savurganlıkların azaltılması şirketi daha sağlıklı bir duruma getirir. Maliyetleri düşüren yalın yönetim tekniklerini normal zamanda uygulayan tutumlu şirketler, işler durgunlaştığında fazla sıkıntı çekmez.

Müşterilere normal zamanlarda sunulan kalite ve hizmet düzeyini, durgunluk döneminde düşürmek rakipleri güçlendirir. Maliyetleri şirket içinde azaltmak yerine, yükü yan sanayi kuruluşlarına ve bayilere aktarmak da yanlıştır. Yeterli sermayesi olan şirketler, resesyonda geriye yaslanmak yerine rakiplerinin pazar paylarına göz dikebilir. Bu şirketler için zor günler yeni bir büyüme fırsatı yaratır. Finansal gücü yeterli olmayan işletmeler ise, pazarlama harcamalarında total bir kısıtlamaya gitmek yerine, doğru bir analiz ile eksik ve verimsiz faaliyetlerinde kesinti yaparak rahatlayabilirler.

”Paniğe Kapılan Girişimci Nerede Hata Yapar?

Kotler’in ifade ettiği kriz dönemi pazarlama yanlışlarını, Referans Gazetesi Yazarı Faruk Türkoğlu “düz mantık hataları” olarak adlandırıyor. Türkoğlu, kriz döneminde paniğe kapılan girişimcilerin yaptığı 3 ana hatadan bahsediyor:

1. Maliyetleri düşürmek için, ilk adım olarak pazarlama ve reklam bütçelerinde kesinti yapılır.

2. Ekonomiler durakladığında, iç ve dış talep ile satışların aynı oranda düşeceği varsayılır.

3. Zor günler için belirlenen strateji, dönem boyunca hiçbir değişiklik yapılmadan aynen uygulanır.

Bu önlemlerin gerisinde, “düz mantık yaklaşımı” ve ‘Ekonomi daraldığına göre benim de işlerim daralacak’ düşüncesi yatar. Düz mantığın kaçınılmaz sonucu, savunmaya ağırlık vermek ve geriye yaslanmaktır. Oysa farklı düşünce tarzı, yaklaşım ve önlemlerle, durgunluk dönemlerinde bile işin geliştirilmesi, hiç olmazsa hasarın asgari düzeyde tutulması mümkündür.İşlerin durgunlaştığı dönemleri basmakalıp düşüncelerle ve üstünkörü önlemlerle geçiştirmek zordur.

Sıkıntılı dönemler, geçmişten daha farklı ve analitik düşünmeyi, ayrıntıları dikkate alan bir “ince ayar” yaklaşımını gerektirir. Böyle dönemlerde, aşağıdaki konuların çözümlerini planlayan şirketler, krize karşı daha güçlü durabilir:Gelir kaymalarının incelenmesi: Yeni dönemde gelir gruplarının tercihlerinde aşağıya doğru kaymalar görülür.

Durgunluk dönemlerinde ortanın üstü gelir grubundaki tercihlerin niteliği, orta sınıfa doğru yaklaşır. Orta sınıftakiler de ortanın altı gelir grubunun satın aldığı ürün ve hizmetlere ilgi duyabilir. Girişimciler bu kaymaları dikkate alark ürün farklılaştırmasına gidebilir ve satışlarını artırabilir.

Pazarlama ve Önemi

Geçici indirimler: Müşteri kaybetmemek için, bazı ürünlerin fiyatında, kaliteyi düşürmeksizin geçici olarak indirim yapılabilir. Bu uygulama, bir süre için kar marjlarını düşürse de müşterinin orta vadedeki sadakatini güçlendirir.

Yeni ürün konseptleri: Yeni dönemde ekonominin genel seyrinin, ailelerin geçimleri üzerindeki etkilerini analiz edip, yeni ürün konseptleri geliştirmek satışları artırabilir. Özellikle yeni teknolojiler kullanılarak üretilecek göz alıcı ürünler, durgunluk döneminde bile tüketicilerin satın alma kararlarını olumlu etkileyebilir.

Kompakt ürünler: Durgunluk dönemlerinde fiyatı makul, ancak kalite seviyesi yüksek “kompakt” ürünler geliştirmek, düşen talebi canlandıracak, karlar marjını düşürse de markaların gelir düzenini koruyacaktır.

Pazarlama ve önemi hakkında detaylı bilgiler sitemizde devam edecektir.

Satışta yapılmaması gereken önemli etkenler başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz.

8 Mart 2018 / 2 Yorumlar tarafından / in